SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 3 Kişi

Bugün 111 Kişi

Toplam Ziyaretçi 903024 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Prof.Dr.İlahiyatçı
Yazar Faruk BEŞER
 
 
 
Makale Tarihi :  02.08.2019
İnsanoğluna yüklenen ‘emanet’ nedir?
Ahzâb suresinin son iki ayeti, zor anlaşılır görülmüş ve müfessirleri bir hayli uğraştırmış. Önce ayetlerin mealini verelim:
 
‘Biz emaneti göklere, yere, dağlara teklif ettik de onlar onu taşımaktan kaçındılar, ondan çekindiler, ama insan onu yüklendi. Çünkü o çok zalim ve çok cahil olabilir. Sonuçta Allah münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap eder, mümin erkeklerin ve mümin kadınların tövbelerini ise kabul eder. Allah Gafûr’dur/Günahları çokça bağışlayıp siler, Rahîm’dir/çok merhametlidir (Ahzab 72-73)’.
 
Kuranıkerim’de müfret/tekil olarak sadece bu ayette yer alan ‘emanet’ kelimesi Türkçe’de de aynen kullanılır. Sözlük anlamı güvenme ve güvenilme demektir. Güvenilip birisine teslim edilen şey de emanettir. ‘Mümin’ de bu kelimedendir ve ‘mümin’in en önemli vasfı güvenilir olmasıdır. Allah’ın isimlerinden biri de ‘el-Mümin’dir. Kendisine güvenene güven veren, onu güvenilir kılan demektir.
 
Allah’ın göklere, yere ve dağlara teklif ettiği emanet nedir?
 
Neden ayette özellikle gökler, yer ve dağlar zikredilmiştir?
 
Bu ayette kast edilen emanetin ne olduğu konusunda yirmiyi aşkın açıklamada bulunulmuştur. Sorumluluk, akıl, iman, ibadetler gibi… Ama bunların hepsinin ortak noktası sorumluluktur.
 
Emanetin özellikle gökler, yer ve dağlara teklif edilmesi, insanoğlunun bildiği en güçlü varlıkların bunlar olması sebebiyle olmalıdır.
 
Bunlarla Allah arasında böyle karşılıklı bir pazarlık gerçekte olmuş mudur? Yoksa işin ciddiyetine dikkat çekmek için bu güçlü varlıklar mı sayılmıştır? Doğrusu bu muhaverenin gerçekte olmuş olması imkânsız değildir. Belki içinde yaşadığımız bu varlık düzeyinden önceki bir varlık düzeyinde, tıpkı Âdemoğullarının zürriyetleri sırtlarından alınıp onlarla konuşulduğu gibi (A’râf 172), bu varlıklarla da konuşulmuş olabilir. Kaldı ki, bizim yaşadığımız bu varlık düzeyinde bile her şey Allah’la, hatta diğer varlıklarla iletişim halindedir. ‘Hiçbir şey yoktur ki, Allah’ı tespih ediyor olmasın, lakin siz onların tespihlerini anlamıyorsunuz’ (İsra 44). Hatta dağlar Davud (sa) ile birlikte tespih ederlermiş (Enbiya 79). Demek ki, bunu beşer bile hissedebilir.
 
Ya da göklerin, yerin ve dağların zikredilmesi bir temsildir. Yani teklif edilse bu güçlü varlıkların bile kabul edemeyecekleri bir yük insanoğluna yüklenmiştir, o halde sorumluluğunu bilmelidir denmiş gibi olabilir. Her halükârda insanın üzerindeki sorumluluk çok büyüktür, bu sorumluluğu yerine getirmemesi halinde zalim ve cahil olabilir.
 
Evet, bu emanet nedir?
 
Peki, insan nelerden sorumludur? Bu sorunun cevabının özü de Allah’a imandan ve itaatten olabilir. Çünkü Allah insanı bunun için yaratmıştır ve bunu anlayacak aklı ve yerine getirecek gücü ona vermiştir. Onun için emaneti akıl olarak da anlarlar.
 
Bundan sonraki soru şudur: İnsanoğlu sorumlu olduğu imanı ve itaati nereden öğrenecektir? Bunun cevabının da Allah’ın elçisi vasıtasıyla gönderdiği kitabından olacağı açıktır. Bu söylediklerimizin izlerini bizzat Kuranıkerim’de görüyoruz: ‘Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirmiş olsaydık, siz onun Allah korkusundan boynunu büküp paramparça olduğunu görürdünüz. Bu misalleri biz insanlara düşünebilsinler diye veriyoruz’ (Haşr 21). Buradan göklere, yere ve dağlara teklif edilen sorumluluğun Kuranıkerim olduğunu söyleyebiliriz. Ona karşı olan sorumluluğun elçisinin sünneti doğrultusunda O’na itaat etmekle olacağını da yine Kuranıkerim’den öğreniyoruz: ‘Ey iman edenler, Allah’a ve resulüne hıyanet etmeyin ki, bile bile emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız’ (Enfal 27).
 
Demek ki, insana yüklenen ‘emanet’in özü sorumluluk, sorumlu olduğu şey ise Kuranıkerim’le bize bildirilenler, bu sorumluluğu yerine getirmenin yolu da Allah’a ve resulüne itaattir. Aksi takdirde emanete hıyanet edilmiş olur. Bunun sonucunda da insan çok cahil ve çok zalim olur. Çünkü o önce kendisine zulmetmiş olur. Kendine zulmeden başkasına acır mı?
 
Bu durum amele ve itaate dönüşmeyen bilginin ilim olamayacağını ve insanı cehaletten kurtarmayacağını da gösterir.Ayrıca bu cehaletin ve zulmün zirve noktasının münafıklık ve şirk olduğunu, bütün bu durumlarda kadınlarla erkekler arasında bir farkın bulunmadığını da anlarız. Ama kadın ya da erkek hangi hata düzeyinde olurlarsa olsunlar, tövbe etmekle kendilerini kurtarabileceklerini de anlarız.
 
Yine ayeti kerimenin yer aldığı surenin içeriğini hesaba kattığımızda meselenin Resulüllah’ın aile hayatıyla evlilikleriyle ve kadın erkek ilişkileriyle alakalı olduğunu da anlarız. İnsanların kendi anlayış, bilgi ve kültürleri sebebiyle Allah’ın belirlediği hayat biçimine ters düşmemeleri gerekir.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Nasıl bir insan ? ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Kamusalda olmayan İslam eksiktir ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Gören Göz, İşiten Kulak, Anlayan Bir Gönül ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Kişisel Gelişim Üzerine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Selefi Düşüncenin Genetik Kodları ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Müslüman gençler için istikamet bildirgesi ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İnsanları Sadece Allah’a Çağırmak Varya ! ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Zihni Dönüşenin Zihniyeti Olur ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Helal Akreditasyon Kurumu ne yapıyor..? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Sinan ULU
 DİKKAT ! TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR. ...
............................................
 

Limonlu Suyun Sırrı !
03.01.2019

Kaybedilen Savaş BONZAİ !
03.01.2019

İŞTE ACI BİBERİN SAĞLIĞA FAYDALARI
03.01.2019

Psikolojinize zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmış 6 gıda
17.08.2018

Çocuğunu seven okusun !
17.08.2018

Besin Alerjisi Olanlar İçin Yiyecekleri Test Eden Cihaz
17.08.2018

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
17.08.2018

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
17.08.2018

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
17.08.2018

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
17.08.2018

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2010 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.