SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 2 Kişi

Bugün 67 Kişi

Toplam Ziyaretçi 948613 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar Ömer YILDIZ
 
 
 
Makale Tarihi :  01.06.2020
İman nedir? Mü´min kime denir?
İman bütün benliğiyle Allah´a güvenmeye dayalı "ahlaki bir tavır"dır. Sözlükte “güven içinde bulunmak, korkusuz olmak, güven duygusu içinde tasdik etmek, kuruntudan uzak doğruluğundan emin olarak inanmak” gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise, Kelime-i şahadette ifadesini bulan; Allah´ın birliğini, Hz Muhammed´in O´nun kulu ve elçisi olduğunu ve Allah tarafından getirdiklerinin tümünü kayıtsız şartsız kalp ile tasdik ve dil ile ikrar etmektir. Bu inanca sahip bulunan kimseye “mü´min”, inancının gereğini tam bir teslimiyetle yerine getiren kişiye de “müslim” denir. Bu bağlamda Kur´an´daki “iman edin” fiillerinin yerine “güvenin” kelimesi konulursa imanın anlamını; “Ey insanlar, Allah´a güvenin, Peygambere güvenin, indirdiği kitaplara güvenin… şeklinde okumak mümkün olur. “Dinin esası iman ve teslimiyettir. Mümin ve Müslüman olmak da budur. Bunun ikisine birden kulluk/ubudiyet denir. Kulluk, bir olan Mabud´a O´nun istediği gibi inanıp, yine O´nun istediği ibadetlerle O´na teslimiyetini göstermektir.”
 
 “Cahiliye Arapları, Allah´a inanıyorlar fakat O´na güvenmiyorlardı. Allah´ın canı istediğinde herkesi silip süpüreceğini, yakıp kavuracağını düşünüyorlardı. Onlara göre Allah güçlü fakat kuralsız, ilkesiz bir varlıktı. Bu kadar güçlü ve pervasız bir güçten emin olmanın yolunu da O´na rüşvet vererek bulmuşlardı. Allah´ın tanıdıklarını ve yakınlarını bulup araya onları sokacaklardı ve nitekim öyle de oldu. Zira böyle bir Allah ile iletişim kuramazsınız, ondan merhamet bekleyemezsiniz, af dileyemezsiniz. Bu sevgisiz, ilkesiz, gaddar, laftan anlamaz, başına buyruk Allah tasavvuru, Allah´ı iletişime kapalı, özel anahtarlı bir takım güçlerin özel durumlarda, zamanlarda konuşabildiği bir puta dönüştürmüştür.” (Dr. Ahmet Bayraktar, Facebook sayfası)
 
 İman asla körü körüne bir ön kabul olmamakla beraber “insanın iç dünyasında yaşanan bir tecrübe olarak mantıkî sorgulamaya da açık değildir.” (Meal Kültürümüz, s: 10) Bir “emin olma” durumu yani bilinçli olma halidir. İman eden kişi, iman ettiği varlıktan emindir. Bu nedenle imanın esası tanımaktır. Şu halde iman bilinçli bir tercihin neticesinde gerçekleşen bir kabuldür. İman eden kişi düşünerek, araştırarak, sorarak, sorgulayarak ve akleden bir kalp ile tatmin olduğunda hakiki iman gerçekleşmiş olur. Bu aşamadan sonra iman kişiyi ve çevresini değiştirmeye başlamalıdır. Şayet bir değişim söz konusu değilse bu edimin gerçekten iman olup olmadığını sorgulamak gerekir. Zira Hayri Kırbaşoğlu´nun ifadesi ile bir şeye iman ettiğini söylemekle, iman etmek farklı şeylerdir.
 
 Kur´ân-ı Kerîm´de iman kavramı 800´den fazla yerde geçer. İbnü´l Cevzî imanı “kalp ile tasdik, dil ile ikrar ve organlarla amel” şeklinde tanımlar. Kur´an´da Allah´a, peygamberlerine ve âhiret gününe inananların, sâlih amel işleyenlerin kurtuluşa ereceği (2/Bakara: 2-5) ve insanların bu konularda irade hürriyetine sahip kılındıkları (18/Kehf: 29) anlatılır. İman kalbe atfedilen bir eylem olmakla birlikte (49/Hucurât: 14; 58/Mücâdile: 22) İslam âlimlerinden önemli bir kısmı sâlih amel ile sıkı bir ilişkisi bulunduğuna dikkat çekerler. Bu bağlamda Kur´an´da mü´minlerin Allah´tan başka bir ilaha tapmamak, O´nun haram kıldığı cana
 
kıymamak ve zina etmemek gibi yasaklara uydukları (25/Furkān: 68), oruç tutmak, namaz kılmak, iyiliği emretmek ve kötülüğü engellemek (emri bil ma´ruf nehyi anil münker) gibi buyrukları yerine getirdikleri (9/Tevbe: 112) ifade edilir; böylece iradeye dayalı imanın ilâhî rızâya uygun amellerle tamamlanmasının gerekliliğine dikkat çekilir. Yine iman amel bağlamında gerçek müminler rablerine güvenen, namazlarını kılan ve servetlerinden Allah yolunda harcayan kimseler olarak nitelendirilir (8/Enfâl: 2-4). (TDV İslam Ansiklopedisi)
 
 Mü´min, hayatı bir bütün halinde ele alır ve öyle yaşar. Hayata asla parçacı bir zihniyetle yaklaşmaz. İnandığı gibi yaşamak mecburiyeti söz konusudur. Aksi münafıklık olur. Mü´minin “rol model” kişi oluşu hayatı inancının gerektirdiği gibi yaşamasıyla doğru orantılıdır. Ancak bu şekilde başkalarına “güzel örnek” olunabilir.
 
İman, amel ile ilişkisi bağlamında kelâm ilminde üzerinde en çok durulan ve ayrıntılı bir şekilde tartışılan konulardandır. Bunun sebebi, dinin merkezinde imanın bulunması ve dinî hayatın bütün yönlerinin bu merkeze göre anlam ve değer kazanmasıdır. İslâm âlimleri iman olgusunun mahiyeti hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir: Ehl-i sünnet kelâmcılarına göre imanın esası kalbin tasdikinden ibarettir, çünkü ayet ve hadislerde iman dilin ikrarına değil kalbin tasdikine bağlanmıştır (5/Mâide: 41; 16/Nahl: 106; 49/Hucurât: 14; Müslim, İman, 41). Tasdik imanın hakikatini oluşturur. Mürcie, imanı “bilgi(marifet)” veya “ikrar” olarak tanımlar. Allah´a karşı kalben boyun eğmek, O´ndan korkmak, Allah´ı sevmek gibi kalbî fiillerdir. Mutezile ise imanı kalben inanmanın yanında büyük günahlardan kaçınmak şeklinde tanımlar. Bu inanışın tabi sonucu olarak büyük günah işleyen kimse şayet tövbe etmeden ölürse ebediyen cehennemde kalır.
 
 Mü´minler; cahillerden, zalimlerden, kâfirlerden ve münafıklardan değildirler. Allah´a, Resulüne ve Kitaba iman ederler, insanları kendi zanlarına değil, Allah´a, Resulüne, Kitaba çağırırlar. Kibirli olmaktan ve insanları küçümsemeden kaçınırlar. “Apaçık ayetleri” bırakıp “müteşabih” ayetlerin peşine düşmezler. Dedikodu ve gıybetten uzak dururlar. Merhametleri gazaplarından, sevgileri nefretlerinden büyüktür. Müslümanlığı sevdirmeye, insanların kalbini Allah´ın dinine ısındırmaya çalışırlar. Tebliğ eder, örnek olurlar. Gerek dini tebliğ de (dışa dönük) gerekse dinin muamelatının yerine getirilmesinde (içe dönük) asla zorlamaya başvurmazlar. Totaliter ve faşizan bir dil kullanmazlar. Baskı ve tehdit yoluyla belli bir dinî yorumu dayatma yoluna gitmezler. İttifak ettikleri konularda birlikte hareket eder, ihtilaf hallerinde birbirlerine anlayış gösterirler. Kolaylaştırıp güçleştirmezler. Sevdirip nefret ettirmezler. Din büyüklerini İlah ve Rab edinmezler. Allah´ın kendi elleri ile zalimleri cezalandırması, mazlumlara yardım etmesi ve Allah´ın rızasının tecellisi için dua ederler. İnsanlar onların ellerinden, dillerinden ve yaptıklarından emindir. Hükmettikleri zaman adaletle hükmederler.
 
Rabbim! Mağfiretinle muamele ederek bizi kötü durumlara düşmekten koru! Rahmetinle muamele ederek her türlü iyiliğe ulaştır; çünkü sen merhametliler en merhametlisisin. (23/Mü´minûn: 118)
 
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Dâru’l-harb konusu ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Mezeleme, hümeze ve lümeze ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Vahiy Gömleğinin Hayata Giydirilmesi Resul ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Körü-Körüne Bağlılıklar ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Uydurma/Mevzu Hadisleri Tanıma Yolları ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İmanınıza Şahit Tuttuğunuz Allah’ı Amelini ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Artık Fark Etsek ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Müslüman gençler için “La İlahe İllallah” ...
............................................
 Yazar
 Asiye TÜRKAN
 İçindeki bilgiyi ayağa kaldır! ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 İşlenmiş Gıda Sorunları ! ...
............................................
 

Limonlu Suyun Sırrı !
03.04.2020

Kaybedilen Savaş BONZAİ !
03.04.2020

İŞTE ACI BİBERİN SAĞLIĞA FAYDALARI
03.04.2020

Psikolojinize zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmış 6 gıda
03.04.2020

Çocuğunu seven okusun !
03.04.2020

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
03.04.2020

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
03.04.2020

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
03.04.2020

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
03.04.2020

Neden islah edilmek isteniyor Siyez Buğdayı ?
03.04.2020

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.