SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 8 Kişi

Bugün 125 Kişi

Toplam Ziyaretçi 985519 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Yazar
Yazar OSMAN COŞKUN
 
 
 
Makale Tarihi :  01.10.2020
Günahta Israrcı Olmak Yada Günahı Hayat Tarzı Edinmek
Allah tarafından yaratılan insanoğlu diğer canlılara verilmeyen fakat kendisine verilen birtakım özellikleri ile kendi dışında ki varlıklardan tamamen farklı ve ayrıcalıklı yaratılmıştır. Biyolojik olarak diğer bütün canlıların gereksinim duyduğu ve sahip olduğu bütün özelliklere sahip iken mesela yemesi, içmesi uyuması, tuvalet ihtiyacı, cinsel arzularını tatmin etmesi vb. özellikleri ile diğer bütün canlılar gibi hayatını devam ettirir iken: Kendisinde olup başka canlılarda olmayan özellikleri ile de ki bunlar akıl, sorumluluk, tercih etme yönleri ile de kendi dışındaki canlılara hükmetme ve üstün kılınma gibi bir takım özellikleri de bünyesinde barındırmaktadır. Onun sahip olduğu bu özellikler aslına bakar iseniz onun işini daha basitleştirmektedir. Aklı ile Rabbinin kendisi ile ilgili koymuş olduğu hayat nizamını anlaya biliyor. Yine rabbinin kendisine göndermiş olduğu elçilerini ve o elçilere verilen mesajları onunla kabul veya reddedebiliyor. Aklını iyi kullanıp vahye teslim olarak hem bu dünyada hem de ahirette mutlu sona erişe bilmektedir. Bu özellikleri ile insanoğlu diğer bütün canlılardan farklı olduğunu da ortaya koymaktadır.
 
Evet, insan bütün canlılardan üstündür ve ayrıcalıklıdır. Bundan dolayıdır ki onun alacağı mükâfatı da cezası da farklı olacaktır. Yeryüzüne gönderiliş gayesi Allah adına Allah’ın işlerini yürütmek ve yerine getirmek olan, diğer bir ifade ile yaratılış amacı kulluk olan bu canlı kendisini yaratanın ilkelerine ne derece bağlı bir hayat yaşar ve bu hayatın bütün bir insanlık için de kabul edilip yaşanılmasını temin eder ise hesabı da o oranda kolay olacak aksi durum da hesabı çok zor olacaktır. Allah koymuş olduğu ilkelere diğer bir ifade ile emir ve yasaklarına uyma noktasında istediklerini açık, anlaşılır ve kolay bir kitap ile bildirmiş. Üstelik bu kitabın uygulanmasını da yine kendileri gibi bir insanı onların içinden elçi seçmek suretiyle de onlara acımış, merhamet etmiş ve işlerini basitleştirmiştir. Hiç kimsenin bu konuda  “ yarabbi ben bu kitabı anlayamadım, zira kitap çok zor idi veya bizler gibi bir insanı elçi seçmeyerek bizlerin bu ilkelerine uymamız noktasında yardımcı olmadın” deme gibi bir mazereti de olmayacak. Çünkü defaten gönderdiği kitabın gayet net ve anlaşılır olduğunu bir surede dört defa tekrar ederek hiçbir geçerli mazeret bırakmamaktadır. “ Yemin olsun ki öğüt almanız için Kuran’ı kolaylaştırdık. Hala öğüt almayacak mısınız.? ( Kamer süresi-17-22-32-40.)  Yine Kuran’ın şu ayetleri elçinin de bizler gibi birer insan olduğunun delildir. Ancak elçi sadece Allah’tan vahiy alması yönüyle diğer bütün insanlardan üstün kılınmıştır. (Fussilet suresi-6.)  ayette bu konuyu yeterince aydınlatmaktadır. Allah insanoğlundan mazeret üretmesini istememektedir. Aksine çareler üreterek ona kul olmasını istemektedir. Zira havalar çok sıcak, şu anda ürünlerimizin hasat zamanı geldi veya evlerimiz tehlikeye maruz gibi mazeret üretenlerin durumlarının nasıl karşılandığını veya Allah’ın bu mazeretleri üretenlere verdiği cevabı hepimiz bilmektedir. Allah ve onun resullerine karşı gelenlerin gönderilen vahyi anlamadıkları için onlara karşı çıktıklarına dair elimizde hiçbir ciddi delil yok. Aksine anladıkları fakat hayat tarzlarına, yaşamlarına siyasetlerine, ticaretlerine ve sosyal düzenlerine, çıkarlarına mani oldukları için ayak dirediklerini zaten bilmekteyiz. “ İnkâr eden kâfirler Kuran okunur iken gürültü yapın veya yaygara koparıp gündemi değiştirin ki belki bu sayede onun anlaşılmasını önlersiniz.” (Fussilet-26) Mesele yetki paylaşımı meselesi. Diğer bir ifade ile yeryüzünde Allah’ın mı dediği olacak yoksa yarattığı insanın mı dediği olacak?  Allah taraftarlarına göre elbette ki yeryüzün de Allah’ın dediği olacak bunun aksini düşünmek iman edenler için asla mümkün değildir. Şeytanın taraftarları için ise: İnsanoğlunun aklının ürünü olan düşünceler hakim olacak. Bu iki gurup arasındaki mücadele kıyamete kadar davam edecektir. Bu hakimiyet mücadelesinde insan ve şeytan başrollerde yerlerini alacaklardır. Şeytan ta başta yanlış yaparak safını belirledi. Günahta ve hatada ısrar ederek rabbine karşı nankör olup onun rahmetinden de kovuldu. Hatta kendi tercihinin ürünü olan seçiminde aslında kendisinin masum olduğunu: “Allah’a beni sen azdırdın” demek suretiyle de büyük bir iftiracı olduğunu da ortaya koydu. Günah ve hatada ısrar etmek veya yanlışta ayak diremek şeytan ve avenelerine ait bir özelliktir.
 
Peki! Gelelim insanoğluna: Onun önünde güzel bir örneklik vardır. Atası Adem as. Rabbinin kendisi için koymuş olduğu bir yasağı ihlal etmek suretiyle hayatının ilk yanlışını yapmıştır. Bu yanlışın farkına varır varmaz da: “ Derken, Âdem Rabbinden birtakım kelimeler aldı onlarla amel edip rabbine yalvardı O da bunun üzerine Adem’in tövbesini kabul etti. Şüphesiz O, tövbeleri çok kabul edendir ve çok bağışlayandır.” (Bakara-37)   İki farklı örnek ve iki karakteri temsil etmektedirler. Bunlardan birincisi günahta ısrar etmek veya günah işlemeyi hayat tarzı edinmek ki sonucu belli oda şeytanlaşmak veya şeytanların yer yüzünde temsilcileri olmak. İkincisine gelince Ademi bir tavır ortaya koyarak günahta ve yanlışta ısrar etmemek veya günah işlemeyi hayat tarzı edinmemek. Aksini düşünmek ise mümkün değildir. “ Çünkü onlar bundan önce  dünyada iken refah içinde idiler ve büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.” ( Vakıa- 45-46-) Bu ayet o gün onların büyük günah üzerinde ısrar ettiklerinden bahseder iken böyle bir olgunun yaşanmış ve bitmiş olduğundan ve artık bir daha yaşanmayacağından kesinlikle bahsetmemektedir. Bu geçmişte tekrar edilen bir anlayış ve hayat tarzı iken kıyamete kadar bütün zaman dilimlerinde de yaşanabileceğinden bahsetmektedir. Onun için iman edenlerin bu konuda çok uyanık ve dikkatli olmaları gerekmektedir. Allah ve resulüne göre Kuran’ ve onun ilkelerinden sapma ve uzaklaşmanın her türlüsü günahta ısrar etme veya günahı hayat tarzı edinme anlamına gelmektedir. Diğer bir ifade ile Allah ve resulünün hayat veren çağrısına değil de şeytan ve taraftarlarının avutmalarına itibar etmektir. Günahında sevabında ne olduğunu belirleyen sadece Allah’tır diğer bir ifade ile Kuran’da ne sevap ise o sevaptır ne de günah ise oda günahtır. Böyle olmasına rağmen Kuran’dan uzaklaşan kitabın mensupları yeni yeni sevap ve günah anlayışları üretmişlerdir. Bunlar Kuran’ın kendileri için belirlediği ilkeleri terk ederek günahı hayat tarzı edinmişlerdir. Mesela Allah’a ait bir takım özellikleri yaratılmışlardan özelliklede insanlardan ve insan aklının ürünü olan yönetim ve sistemlere vererek acınası duruma düşmüşlerdir.  Yarattıklarını en iyi bilen Allah onlar için gerekli olan hayat tarzını da belirlemiştir ki o da: Allah’ın indirdikleri ile hükmetmek. Ticaretinizi, siyasetinizi, hukukunuzu, helalınızı, haramınızı, her türlü insani ilişkilerinizi onun belirlediği ilkelere göre yapmak aksi ise günahı meşru görmek anlamına gelmektedir. Meseleyi günümüze taşır ve somut örnekler ile açıklamak gerekir ise bu konuda Kuran’dan onlarca hatta yüzlerce örnek bulmak mümkündür. Şimdi bunlardan bir  örnek vermek suretiyle ne demek istediğimizi biraz daha anlaşılır hale getirerek yazımıza devam edelim. Allah kesin bir dil ile müminlerin kendi dışındaki hiçbir insan gurubunu dost ve müttefik olarak kabul etmemesini onlardan istemektedir: “Ey inananlar! Yahudi ve Hristiyanları kendinize dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Maide- 5) Bu ve bu manaya gelecek birçok ayeti sizlere bura da sunmak mümkün iken sadece bu ayetin bile maksadımı ifade ettiğine inanıyorum. Ayette Allah müminlerin yaşadıkları sürece kesinlikle Yahudi ve Hristiyanları siyasi anlamda asla ve kata dost ve müttefik olarak kabul etmemelerini dünya işlerini özelliklede savunma sanayi ve savaşa hazırlıklı olma noktasında onlara karşı mesafeli olmalarını onlardan şiddetle istemektedir. Bu ilkeye bağlı kalmak İslam ümmetinin var olmasının olmazsa olmaz şartlarındandır. Bu gün Müslüman coğrafyada yaşanan olumsuz durumların kan ve göz yaşının başta gelen nedenlerinden en önemlisi bu duruma gelinmeden önce bu ülkeleri yöneten yöneticilerin ki: Irak, Afganistan, Libya, Tunus, Cezayir, Suriye gibi ülkeleri yıllarca yönetip başında halkına rağmen zulümlerine devam eden sözde liderlerin: ABD ve onun şahsında bütün Yahudi  ve Hristiyanların çıkarlarına hizmet edip onları koruyan AB. BM. Gibi siyonist ve Müslümanları tarih sahnesinden tamamen yok edip silmeyi amaçlayan bu kuruluşlara müttefikimiz dostumuz diye güvenme gafletini ve dalaletini hatta ihanetini kabul edip yıllarca kendi halkını aldatmalarında aramak gerekmektedir. Ne acıdır ki dost ve müttefik olarak bildikleri o zalimler kendilerini de zamanı gelince bütün bir insanlığa rezil edip maskaraya çevirmediler mi? Bizlerin de bu olaylardan ders almamız gerekmiyor mu? Özellikle son birkaç yılda Türkiye’nin maruz kaldığı bir takım olaylarda ki en son örneği Rusya ile yaşadığımız uçak krizinde ve şehir merkezlerinin göbeğinde patlatılan ve yüzlerce masum insanın ölümüne neden olan olayların akabinde ABD. Sözcüsünün: “Uçak krizi bizi ilgilendirmiyor bu olay Rusya ile Türkiye arasında bir meseledir: “ açıklamasını benim duyduğum gibi sizlerde duymuşsunuzdur. Yine yıllarca Türkiye’nin ayağında bir pranga olan terör örgütlerini bunlar desteklemediler mi? Halen şu an itibariyle bizleri tehdit eden kanlı bir takım terör örgütlerine terör örgütü demekte direnen Yahudi ve Hristiyan dostlarımız! Yok mu?  Şimdi soruyorum Allah’ın açık olan bu hükmüne karşı halen kâfirleri, zalimleri, müşrikleri dostumuz ve müttefikimiz olarak görmek ve kabul etmek günahta ısrarcı olmak ya da günah işlemeyi hayat tarzı edinmek değil de nedir?  Cevabınız evet ise diyeceğim bir şey yok. Şayet cevabınız hayır ise bir kardeşiniz olarak Kuran’ı ölçü alarak günah kavramı konusundaki anlayışınızı bir kez daha gözden geçiriniz. Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Ölüler dirileri duyar mı, rabıta, tevessül ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Nebi, resul ve peygamber ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Sözün Maksadını Anlamak Sözü Anlamaktır ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Hümanizm Yada İnsanı İlahlaştırmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Selefi Düşüncenin Genetik Kodları ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Günahta Israrcı Olmak Yada Günahı Hayat Ta ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Dengeli/Ölçülü Olmak ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Eşinizin cennete gidebilmesi için ona yard ...
............................................
 Yazar
 Asiye TÜRKAN
 Damdan düşeni getirin ! ...
............................................
 Yazar
 Sema MARAŞLI
 DİNDAR AİLELERİN DİNİ SEVMEYEN ÇOCUKLARI ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 GIDALARIMIZDAKİ TEHLİKE: (MISIR ŞURUBU) ...
............................................
 

Sakın tavukları öpmeyin!
15.09.2020

Kalıcı kilo verdiren mucize yiyecek; kuru baklagiller
15.09.2020

Fas’ta toplu arı ölümlerine karşı savaş
15.09.2020

Acı biber'in 14 faydası
15.09.2020

2030 Yılında Dünyanın Yarısı Obez Olacak
15.09.2020

Hamburger 1 saat içinde vücudunuza nasıl zarar veriyor ?
15.09.2020

Tavuk Kanser'e sebeb oluyor !
03.06.2016

Obezite Türkiyeyi de Tehdit Ediyor.
01.06.2016

Islak Mendil Gerçeği.
26.05.2016

Tavuk Etinde Hastalık Yapan Bakteri Uyarısı.
27.05.2016

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.