SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 2 Kişi

Bugün 28 Kişi

Toplam Ziyaretçi 992683 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Yazar
Yazar OSMAN COŞKUN
 
 
 
Makale Tarihi :  17.11.2020
Dinsiz Dindar Gençlik Yetiştirmek Sadece Bir Hayaldir!
Hayal kurmak bir insan için gereklidir ancak bütün bir hayatını hayaller kurarak geçirmek ise doğru bir davranış olmayıp bu davranışı onun kötü sondan kaçamamasına neden olur. Allah’a ve onun gönderdiklerine şüphe duymaksızın iman edenler cennet hayalleri kurmalıdırlar. Ancak bu sadece hayaller de kalır imanın gereği yerine getirilmez ise ahirette sürpriz olmayacak ve hayalini kurduğu cennetten mahrum kalacaktır. Ben hep şunu hayal etmişimdir; bütün bir dünya da Allah’ın hükmü ile hükmedilsin yeryüzün de fitne ve fesattan bir şey kalmasın ve herkesin tağutlara değil sadece Allah’a kul olduğu bir dünyayı hep birlikte inşa edelim. Bu sadece hayal âlemimde kalmayıp böyle bir dünyanın oluşması için bir ömrümü verdim kalan ömrümü de vermeye hazırım. Böyle bir dünyanın oluşumu için ben dâhil bütün iman edenlerin son nefesini verinceye kadar çalışıp çabalamaları onlar üzerine farzdır. Bu konuyla ilgili olarak bakın rabbimiz ne buyuruyor: “ Allah’ın dini İslam’a ve ona teslim olup Müslüman olanlara yapılan baskı ve zulüm ortadan kalkıp hüküm yalnızca Allah’ın oluncaya kadar bu zulmü yapanlarla savaşın, eğer zulüm ve zalimliklerinden vaz geçerler ise saldırganlardan başkasına düşmanlık yoktur.” ( Bakara-193)
 
Son dönemde sık kullanılan tabirlerden birisi de dindar gençlik! Dindar kişi gibi ifadeler tedavülde dolaşıp durmaktadır. Allah’ın dini İslam ve onun kitabı Kuran’ı kerimi ayrıca onun son elçisi salat ve selam bütün elçiler üzerine olsun ölçü alamayıp bunu dile getiremeyenler Allah’ın dininin onaylamadığı bir metotla biraz dindar! Bir miktar muhafazakâr hatta sekiler yani din vardır ancak hayata karışmamalı anlayışına sahip laik ve demokrat nesiller yetiştirerek Allah’ı razı edeceklerini zannedebilirler ancak unutmayalım ki zan Allah katın da gerçekten hiçbir şeyi bünyesinde barındırmaz.
 
İslam tevhidi yani Allah’ı her konuda birlemeyi ona ait olan hiçbir özelliği sonradan yaratılmışlardan birine vermeyi haram kılan, yasaklayan bir dindir. Yerde de gökte de ikisinin arasında bulunanların rabbi terbiye edicisi onlar için yaşam kuralları koyan sadece Allah’tır. İslam bu konuda tecezzi yani yetki paylaşımını Allah’ı rab edinenler için kesinlikle yasaklamıştır.
 
Allah yarattığı bütün canlı ve cansızlar için onlar var oldukları sürece değişmeyen yasalar koymuştur. Gerek yeryüzün de gerek ise gökyüzün de olanları bu yasalar ile idare etmektedir. Şu an itibariyle yani yaşadığımız zaman dilimin de insanoğlu göklerdekine yerdekiler kadar müdahale edememektedir. Mesela güneşin doğup batmasında, yağmurun ve karın yağmasında bir dahli bir müdahalesi yoktur.
 
Aslına bakar iseniz bu onun işine de gelmektedir. Allah göklerin işini yapsın yeryüzü işlerini bizler yaparız anlayışı tevhit akidesini şak diye ortadan ikiye ayırmaktadır. Bunun adı İslam literatürün de şirktir. Böyle yapmak şirk iken böyle inanıp yaşayanların adı ise müşriktir.  Allah şirk ehlinin yapmış olduğu hiçbir ameli kabul etmeyeceğini yüce kitabı Kuran’ı kerimde şöyle beyan etmektedir:” Müşriklerin, küfürlerine bizzat kendileri şahitlik edip dururken Allah’ın mescitlerini imar etme hakları yoktur. İşte böylelerinin yaptıkları ameller boşa gitmiştir ve onlar cehennem de ebedi kalıcıdırlar.” (Tövbe- 17) Allah’ın yasaların da bir değişiklik yoktur. Mekkeli müşriklerinin bütün yaptıkları boşa gidip cehennem ehli ise bu günün de yarınında müşriklerinin bütün yaptıkları boşa gidecektir.  Günümüz müşrikleri Mekke müşriklerinden daha kalite ve daha şerefli değildirler.
 
Fıtratı ve genetik yapısı bozulmamış insanın Allah’tan çocuk veya çocuklar istemesi yine yaratıcının insana verdiği en büyük bir lütfu ve özelliğidir. Her kes sahip olacağı veya olduğu çocuklarının da Allah’a teslim olan bir anlayış ve yaşayışla hayatlarını yaşamalarını ve Allah’a teslim olarak can vermelerini canı gönülden ister. Şöyle ki: “ Rabbi İbrahim’e “Teslim ol!” dediğin de: “Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum.” Demişti. İbrahim, bunu oğullarına da vasiyet etti. Yakup’ta böyle yaptı. “Ey oğullarım, Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse, sizde ancak Müslüman olarak can verin” (Bakara- 131-132)
 
Evet,
 
Kuran’ın, nebevi metodun ve tevhidin dışın da bir kaynaktan beslenerek Allah’ın razı olacağı bir toplum veya nesil yetiştirme çabaları beyhudedir. Kaliteli ve Allah’ın onlardan onların da Allah’tan razı olduğu toplumların oluşmalarının şartı: Yüce Kuran ve onun yürüyen hali olan son elçinin örnek alınmasıyla mümkün olacaktır. Söylediklerimizi ve ortaya koyduğumuz çözüm yollarını beylik laflar olarak görüp hadi canım hangi Kuran’da veya hangi elçide buluşacağız diyenlere ise kendilerini bir kez daha Kuran ve son elçi ile test etmelerini öneririz.
 
İslam dışı yöntem ve kuralları uygulayarak Allah’ı razı etmemiz mümkün değildir. Unutmayalım meşru hedeflere ancak meşru olan yöntemler ile ulaşılır. Tevhit akidesi parçalanarak kısmen tevhit kısmen de tevhit dışı sistem ve insan aklının ürünü olan ideoloji ve yönetim biçimlerinin kanunlarıyla bu işi başaramazsınız. Başaramadığınız da ortada. Son iki yüz yıldır insanların hayatına giren ve son yüz yılda kendisi dışındaki bütün yaşam biçimlerine savaş açan demokrasi putu sizin istediğiniz ve Allah’ın razı olacağı insan tipini yetiştirdi mi? Yetiştirmedi yetiştirmeyecek çabalarınız beyhude. Bu anlattıklarımı ütopya görüyor iseniz hayatın gerçeklerinden kopuk ve bu ülkenin sokak ve caddelerin den habersiz bir hayat yaşıyorsunuz demektir.
 
Kuran kavramlarını kendi mecrasından koparıp onlara Kuran’dan uzak manalar yükleme veya Kur ani olmayan kavramlar ile İslam’ı anlatma hastalığı günümüzde de kronik bir vaka haline gelmiştir. Biz bunları batı ve batılın adıyla veya adına yapılan çabalar ve gayretler olarak görmekteyiz. Yüce Kuran’da Dindar olunuz diye bir kavrama veya emre rastlamanız mümkün değildir. Bu kavram daha çok İslam’ın dışındaki dinlerin özelliklede Hristiyanlık, Yahudilik ve Hint mistisizminden etkilenen ve İslam’ın dışın da bir din olan tarikat ve tasavvufa ait bir kavramdır. Bu dinlerde insanlar yaşam tarzlarından ziyada günlük, aylık hatta yıllık olarak Tanrıya kaç defa dua ve ibadet ettiklerinden, giyim ve kuşamlarındaki aşırılıklar ile dindarlıkları ölçülür ve buna bakılır.  Son bir örnek olması açısın dan dan şu bilgileri sizler ile paylaşmak istiyorum: Türkiye’nin yanı sıra birçok Avrupa ülkesin de din ve dindarlık ki buradaki kastımız Kuran da ki İslam olmayıp sekiler manada bir din ve dindarlık kast edilmektedir. Araştırmayı yapan ABD. Devlet merkezli Dev search Center şirketi Avrupa’da ki ülkelerin dine bağlılıkları ve inançlarına dair bir araştırma raporu yayınladı. Konda araştırma ve anket şirketinin on yıllık değişim raporuna göre, Türkiye de dindarların oranı azalır iken sekiler ve ateistlerin sayısı hızla artmaktadır. İlgili şirket bazı ülkelerde ki dindarlık oranlarını şöyle açıklamıştır: Araştırmaya göre dindar kişi oranının en fazla olduğu ülkeler sırasıyla; Yüzde elli beş oranla Romanya, yüz de elli bir ile Ermenistan, yüz de elli ile Gürcistan, yüz de kırk dokuz ile Yunanistan ve yüz de kırk yedilik oran ile Moldova yer almaktadır. Fransa ve Almanya da dindar olanların oranı ise yüz de on iki olarak açıklandı. Dindarların en az olduğu ülkeler ise, yüz de yedi oranıyla Estonya, yüz de sekizlik oranla Danimarka ve Çek Cumhuriyeti, yüz de on ile İsveç ve Belçika izlemektedir. Daha fazla bilgi almak isteyenler iktibas çizgisi ekim iki bin yirmi tarihli sayısına müracaat edebilirler.
 
Malumunuz böyle bir araştırmayı halkı Müslüman olan coğrafyada uygulamak doğru olmadığı gibi sağlıklı sonuçlar da almak mümkün olmamaktadır. Zira İslam sadece dua ve cami boyutu olan bir din değildir. O bütün bir hayatı kuşatan ve hayat için söyleyecek sözü olan bir dindir. Onun siyaset hukuku, ticaret, ceza, borçlar, miras, kısas, evlenme ve boşanma diğer bir ifadeyle dünyaya dair söyleyecek çok sözü olan bir dindir.  Onu sadece cami ve mescitlerden ibaret görüp günün, haftanın, ayın veya yılın belirli günlerinde yapılan dua seansları olarak kabul edenlerin İslam’ın gençliğini yetiştirmesi hayaldir.
 
Allah Kuran’da dindar olun demiyor. Yukarı da mealini verdiğimiz ayet meallerinde sadece teslim olun demektedir. Teslim olunacak makam Allah’ın bizzat kendisi teslim olup Müslüman olması istenen ise kuldur. Avrupa’nın din ve dindarlık anlayışı ve ölçütleri rabbimizin koymuş olduğu ölçü ve kıstaslarla uyumlu ve uygun değildir. Avrupa’nın insanı hazza ve hıza teslim olmuştur. Allah’ın kulları ise Hz. İbrahim( as) misali sadece Allah’a teslim olmuşlardır. Rabbi, “Teslim ol” deyince İbrahim tereddüt etmeksizin, duraksamaksızın, bocalamaksızın derhal bu emri yerine getirip rabbine teslim oldu. Yazımızın yukarıdaki bir bölümünde kısaca değindiğim gibi her insan kendisinden sonra gelecek neslini de düşünmek zorundadır. İbrahim as da tam bunu yapmıştır. Bu inancın yani rabbine teslim olmanın sırf kendi inancı olmasıyla yetinmeyerek onun gelecek kuşakların da inancı olmasını istemiş ve bu isteğinin gerçekleşmesi için onu oğullarına tavsiye etmiştir.
 
İşte Allah’ın razı olacağı nesli yetiştirmenin yol ve yöntemi budur. Onlar evlatlarına kendilerinden sonra kime kulluk edeceksiniz diye sorduklarında: “Senin ve ataların İbrahim’in, İsmail’in ve İshak’ın ilahı olan Allah’a kulluk edeceğiz; biz ona teslim olmuşuz.” Dediler. Ya bizler? Bizden sonrakilerin kime veya kimlere kul olacaklarını kimleri rab ve ilah edinecekleri hususunda bir kaygı ve endişe taşıyor muyuz? Evet, taşıyoruz ama bu İbrahim’i bir kaygı olmayıp bırakacağımız miras ve dünyalık bir kaygılardır. Bugün dünyaya nizam at veren demokratik, laik, sekiler anlayışların eğitim sistemini uygulayarak Allah ‘a teslim olacak nesiller yetiştiremezsiniz. Buna dünyaya hâkim otoriteler izinde vermezler. Allah ile yaptıkları ve yapması gereken antlaşmalarını ve sözlerini unutup yeryüzünde nesli, nefsi ve aklı yok edip bozan batı ve batıl patentli İstanbul sözleşmesi! ve benzeri antlaşmalara göre bir hukuk ve yaşam tarzı oluşmasına müsaade edenler bilsinler ki bunlarla dindar! Değil ancak kindar nesiller yetişir. Eğri ağaçtan doğru kereste çıkaramazsınız. Çare Allah’ın kıyamet günü bizi hesaba çekeceği sözleşmeyi esas alarak Allah’tan gereği gibi korkan nesiller yetiştirmek olmalıdır. Başka bir yazıda buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olunuz.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Dövme, vejetaryenlik, kurban ve müşrik ile ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Tasavvuf rezilliklere göz yummayı onaylar ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Peygamberi Anmak mı Anlamak mı? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 İslâm?ın ve Îman Etmenin Ne Demek Olduğunu ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 İslami Hareketler Panislamizm Fundamentali ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Dinsiz Dindar Gençlik Yetiştirmek Sadece B ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 ?Siz Hâlâ Orda mısınız?? ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 10 maddede Müslüman gencin günlük programı ...
............................................
 Yazar
 Selim ÇORAKLI
 Aceleci, cahil ve zalim! ...
............................................
 Yazar
 Muhammed ÖZKILINÇ
 Demokrasi = Helvadan Put ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Sağlığımız Nasıl Bozuluyor ? ...
............................................
 

Sakın tavukları öpmeyin!
15.09.2020

Kalıcı kilo verdiren mucize yiyecek; kuru baklagiller
15.09.2020

Fas?ta toplu arı ölümlerine karşı savaş
15.09.2020

Acı biber'in 14 faydası
15.09.2020

2030 Yılında Dünyanın Yarısı Obez Olacak
15.09.2020

Hamburger 1 saat içinde vücudunuza nasıl zarar veriyor ?
15.09.2020

Tavuk Kanser'e sebeb oluyor !
03.06.2016

Obezite Türkiyeyi de Tehdit Ediyor.
01.06.2016

Islak Mendil Gerçeği.
26.05.2016

Tavuk Etinde Hastalık Yapan Bakteri Uyarısı.
27.05.2016

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.