SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 18 Kişi

Bugün 299 Kişi

Toplam Ziyaretçi 1026917 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Yazar
Yazar Elif COŞKUN
 
 
 
Makale Tarihi :  1.05.2021
Müslümanlar İmanlarını Tazelemedikçe...
İslam tarihinde belli kırılma dönemleri oluşmuştur. Müslümanların dünya üzerindeki güçlerini kaybettikleri ve güç sahibi olarak gördüklerine öykündükleri dönemler… Osmanlı’nın son yüz yılı bu anlamda önemli bir kırılma noktasıdır. Askeri olarak kaybedilen savaşlar ve ardından batı uygarlığının coğrafi keşiflerle, sömürgecilikle elde ettiği refah seviyesindeki artış, Müslüman coğrafyasında önce beyinleri zehirlemiş ve belli kesimlerde aşağılık komplesinin oluşmasına zemin oluşturmuştur. Rasyonalizm/akılcılık gibi kavramlardan etkilenen kimi İslam uleması, yaşadıkları eziklikle ayetlerin tefsirinde dahi sapkınlık seviyesinde hezeyanlara dalmıştır.
 
 
Bu zihniyet, batı toplumu değerleri karşısında zayıf düşmeme kaygısıyla, Fil Suresi tefsir edilirken Ebabil kuşlarını Allah’ın gönderdiğine inanmasına rağmen, kuşun ağzından bıraktığı taşın Ebrehe’nin fillerine ve askerlerine zarar veremeyeceğini düşünüp, ayette geçen “ateşte pişmiş taş” ibaresini bir virüs olarak akla/mantığa uydurmaya çalışmıştır. Ayetin indiği dönemde fil hadisesine şahitlik etmiş müşriklerin varlığını unutmuş, onların bu ayetlere hiçbir itirazlarının olmadığını atlamış, hatta Ebabillerin attığı taşları evlerinde saklayan müşriklerin varlığını görmezden gelip batı uygarlığı karşısındaki eziklikle kendini rezil edebilmiştir.
 
 
“Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir.” Kuran’da tarih kitabı değildir. Eski kavimlerin hikayeleri de mukaddes kitabımızda boşa anlatılmış değildir. Allah (cc) kıyamete kadar verdiği örneklerden tüm insanlığın ibret almasını dilemiştir bu ayetlerle… 
“O kitap ki; içerisinde hiç şüphe olmayan ve muttakiler için bir hidayet rehberidir”. (Bakara 2)
 
 
İzzet nedir? Eziklik neden yaşanır?
Kendi kimliğini saklayarak içerisinde bulunduğu topluluğa ayak uydurmaya çalışan insan örnekleriyle karşılaşmışsınızdır mutlaka. Bu tipler kendilerini kamufle edebilmek için o toplumun hassasiyet gösterdiği noktalarda daha abartılı tepkiler verirler. Hep bir sığınma/yaranma ve kendine konum edinme halleri vardır. Asla özgüvenleri yoktur. İtibarın kaynağını kendinde değil, dışarıda ararlar. Dışarıdakilerin vereceği itibara taliptirler. Çünkü kendilerine saygıları yoktur ve değersizlik duygusu benliklerini ele geçirmiştir.
 
 
İtibarı kendinde bul(a)mayanların esas arayışları “GÜÇ”tür. Onlar güce taparlar, güce sığınırlar. Bir gücü arkalarına aldıklarında onlardan özgüvenlisi yoktur. Elde ettikleri gücü fütursuzca kullanırlar. Yaranmak için başını eğdiklerindeki acziyet birden kaybolur ve yerine egosu tavan yapmış, “şu karşıki dağları ben yarattım” edasındaki kibir abideliği gelir. Kendi öz varlığındaki bomboş alanın içine yerleştirmeye çalıştıklarıdır o dağlar çünkü. Nefsine egosuna hitap edenin ta kendisidir o dağlar ki, öyle vuku bulur.
 
 
Namazda rabbinin huzurunda başını eğip rükûya ve secdeye varan insan, acziyetini sadece rabbine sunmuş olur. Kuvvet/kudret sahibi olarak sadece rabbini tanıyan ve O yüce kudrete sığınan kul, dünyada başı dik yürür ve izzetle yaşar. Habeş Kıralı Necaşi’nin önünde diz çökmeyi reddedip “biz ancak rabbimizin huzurunda diz çökeriz” diyebilen bir avuç sahabiye bu izzeti veren imanları gibi…
 
 
Cumhuriyetin kuruluşundan sonra batılılaşma temayülleri iyice artmış, Müslüman kimlik adeta utanılacak bir hale gelmiş, özgüven kaybolmuş, başarının sırrı batı uygarlığının değerlerinde aranırken Abdullah Cevdet; “Türk ırkının bozulduğunu, dolayısıyla Avrupa’dan damızlık erkek getirilmesi gerektiğini” teklif edecek kadar insan onurundan uzak bir tavır sergileyebilmiştir.
 
 
“Biz bu Müslüman kimliğimiz sebebiyle geri kaldık. Bu dinin dogmaları (haşa) bizi geri bıraktı.” Diye ahkam kesen kimi hödükler, öykündükleri batı toplumunun bütün ahlaksızlığını yaşamış ve yaşam tarzlarını bu necip millete dayatmışlar, ancak ne bilimde, ne de teknolojide hiçbir varlık/değer ortaya koyamamışlardır.
Devlet dairelerinde gizli namaz kılınmasına dahi sebep olacak şekilde bir psikolojik baskı ortamı oluşturulmuş, bireysel olarak yaşanan İslam hayatı “utanılması ve gizlenmesi gereken” şeklinde kabullendirilmiştir. Müslüman kimliğini özgüvenle ortaya koyabilmek, oluşturulan algılarla adeta imkânsız hale gelmiştir. Müslüman= yönetilmesi/dönüştürülmesi gereken bir “sürü” algısı inşa edilmiştir.
 
 
Siyasal anlamda bu algının kırılması mücadelesinde rahmetli Erbakan’ın büyük payı vardır. Açık Müslüman kimliğiyle önce genç bir makine mühendisi profesörü olması, ardından Bağımsızlar hareketiyle meclise girip milletvekilliği yapması, kurduğu bütün partilerin kapatılmasına aldırmadan, ülkede ve dünyada yeniden Müslümanların ayağa kalkmasının mümkün olduğuna insanları inandırması yeni bir çığır açma hamlesidir. Devrim otomobilinden pancar motora ve iktidarın küçük ortağı olmasına rağmen başlattığı ağır sanayi hamlelerine kadar ortaya koyduğu değerler, sürekli olarak batı hayranlığından öteye geçemeyen ama kendilerini çağdaş, dindarları yobaz görenlerin aşağılaması ile karşılaşmıştır. Bu ülkede; her zaman “Biz bir şey yapamayızcılar” çağdaş, lakin dünyanın en iyi İHA/SİHA’sını yapanlar gerici olmuşlardır. Halbuki; Allah’ın kelamı, bilim üstüdür. Bilimin varacağı en ileri buluş, tez, çözüm Allah’ın sonsuz ilmi dahilindedir. İslamiyet’i yok sayan bilimsel bakış; altı boş fikirler curcunasının, gericiliğin ta kendisidir. Bu nedenledir ki; “İnanıyorsanız, üstün olan sizsiniz” ayetinin şerefi ve izzeti ile insanlığa faydalı olmaya çalışır imanlı kişi. Ayakta su içilmemesi gerektiğini bildiren Resulullah’ın (s.a.v) hadis-i şerifine inanmayarak bağnaz bulanlar, bugün tıp alanında kanıtlanmış olan şu teze alkış tutarlar: “Ayakta içilen su direk onikiparmak bağırsağına gittiği için, mide enzimleriyle karışmamakta ve vücuda fayda sağlamamaktadır”. Bu, hayatın şifrelerini yüzyıllar öncesinden bize haber veren ilahi kudretin sadece bir buyruğunun örneğidir. Bütün emir ve buyruklar bilimde, günlük hayatın içinde de daha sağlıklı, daha konforlu olabilmemiz ve çağın ötesine geçebilmemiz içindir.
 
 
Bununla birlikte, izzeti batı uygarlığının hayat tarzında ve onlara dost olmakta görenlerin oluşturdukları algıyı kırmanın yolu, onlara şirin görünme ve onlara öykünme yerine kendimiz olmaktan geçer. Dünya Müslüman toplumlarının yaşadığı bu zelil hali aşabilmek, ötekine özenmekten kurtulup izzeti Allah’ta aramak ve kâfirleri dost edinerek onlarla bir olma gayretinden çıkıp Müslüman kardeşiyle bir olabilmek ile mümkündür. 
 
 
Aksi; Ku’an’nın tarifiyle münafıklıktır.
Münafıkları elim bir azap ile müjdele. Onlar ki; Müslümanları bırakıp kafirleri kendilerine dost ediniyorlar. Onların yanında (dostluğunda) izzet mi arıyorlar? Hal bu ki; izzet sadece Allah’a aittir. (Nisa 138,139)
Uluslararası arenada Müslüman kardeşliğini tesis etmenin yolu nedir diye sorarsanız; 
Önce kendi etrafımızda Müslümanca inanıp Müslümanca yaşayanlarla dost olabilmek ve diğerlerinin karşısında eziklik yaşamadan izzetle durabilmekten geçer derim. 
Demem o ki; yeniden bir iman tazelemeye ihtiyacımız var. 
Bu ülkede Allah’ın ayetlerini eğip bükmeden konuşabilecek bir imana ihtiyacımız var. 
İslam, hayatın her anını kuşatan bir dindir. Nasıl taharet alacağımızın dahi sınırlarını belirleyen bir dini, alış-verişimizden/ticaretimizden nasıl ayırdığımızı önce görelim. Yeniden, Allah’ın haram kıldığı faiz belasından kurtulup, faizsiz ekonomik modeli ortaya koyalım. Feministlerin oluşturduğu kadın algısını reddedip, rabbimizin tanımladığı kadın/erkek ve aile hukukunu konuşalım. Anne babanın çocuklarını nasıl yetiştirmesi gerektiğini, muhabbetle yoğrulan bir aile ortamının olmazsa olmazlarını anlayalım. Kula değil, Allah’a ve Resulü’ne bağlanan, gideceği istikameti bilenlerden olalım. Neyi ne için yaptığını bilen bilinç ve şuur ekseninde yaşama gayretini gösterelim.
 
 
Biz bunları konuştuğumuzda aşağılanacağımız kaygısını yaşıyorsak, oturalım, tefekkür edelim. Bunca yıllık iktidara rağmen, zihinlerimizdeki iktidarda hala neden başkalarının oturduğunu sorgulayalım. 
 
 
Ez cümle;
Bizim yeniden iman etmeye ihtiyacımız var azizim…
Şehirden şehire değil, önce imanı akıldan kalbe yolculuk ettirmeye,
Ve o imanı gönle nakşetmeye çok ihtiyacımız var.
 
Mıh gibi yapıştırdım göğsüme seni, 
“LA” ile başlanır senden gayrısına, Ya Râfî !
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Dua ve musibetler ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Tanrıları da Allah yaratmıştır ...
............................................
 Prof.Dr
 Ali BARDAKOĞLU
 İslam Dini Nedir - Ne oldu ? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Kulluk ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Peygamber’i İtibarsızlaştırmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Kur’an Ayı Ramazan ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İslam Kendisini Kabul Edenlere Neleri Vaat ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 “Ah” Bilgiç Ukalalık ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Efendimizin (S.A.S.) Unutulmuş Ramazan Sün ...
............................................
 Yazar
 Elif COŞKUN
 Müslümanlar İmanlarını Tazelemedikçe... ...
............................................
 Aile Danışmanı
 Asiye TÜRKAN
 Ben Kötü müyüm ? ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Gıda İsrafı Nasıl Önlenecek ? ...
............................................
 

AKDİKEN AĞACI BİTKİSİ
16.04.2021

ADA SOĞANI BİTKİSİ
16.04.2021

ADAÇAYI BİTKİSİ
16.04.2021

ACI YONCA BİTKİSİ
16.04.2021

ACI ÇİĞDEM BİTKİSİ
16.04.2021

Sakın tavukları öpmeyin!
04.01.2021

Kalıcı kilo verdiren mucize yiyecek; kuru baklagiller
05.01.2021

Fas?ta toplu arı ölümlerine karşı savaş
05.01.2021

Acı biber'in 14 faydası
05.01.2021

2030 Yılında Dünyanın Yarısı Obez Olacak
05.01.2021

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.