SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 4 Kişi

Bugün 325 Kişi

Toplam Ziyaret 1.074.641  Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar OSMAN COŞKUN
 
 
 
Makale Tarihi :  29.07.2021
Tâğutu İnkâr Et ki Müslüman Olasın
Her din, her sistem, her ideoloji ayrıca hayat için kurallar koyan yönetim biçimleri kendisine ait olan kavramlar ile anlaşılır, anlatılır ve hayatı anlamlandırır. Bunun böyle olmadığını iddia etmek o düşüncenin doğru anlaşılmasının önünde en büyük engel ve çıkmazdır. Bir düşünceye ait olan temel kavram o düşüncenin en doğru biçimde anlaşılmasının da olmazsa olmazlarındandır. Hele de İslam ve İslam’ın tek ve en önemli kaynağı olan yüce Kuran ve onun son elçisinin vahiy patentli uygulamaları söz konusu ise bu mutlak manada bir gereklilik hatta zorunluluktur.
 
İslam Allah tarafından gönderilen ve gönderilmekle yetinilmeyen aynı zamanda tamamlanıp kemale erdirilmiş bir dindir. Onun eksik bırakılan bir yönü de bulunmamaktadır. Dolayısıyla İslam’ın kendi dışındaki yönetim biçimlerinden hele de batı ve batılın günümüzde tek temsilcisi ve kurtarıcısı olarak sunulan aslında hak ve hakikatten uzak olan demokrasi putundan alacağı hiçbir ödünç kavrama da ihtiyacı yoktur.
 
Bu gün Kuran metni üzerinde herhangi bir tahrife ve değişikliğe güç yetiremeyen İslam ve onun mensuplarının düşmanlarının yaptıkları iş Kuran’ın kavramlarına yükledikleri aşırı ve zorlama yorumlarıyla sapkın ve sapık görüşlerine meşruiyet kazandırmaya çalışmaktadırlar. Kuran’ı değil Kuran’dan anlaşılması gerekeni tahrif eden bu zihniyet ne yazık ki, kötü ve iğrenç emellerine ulaşmak için bütün şeytani metot ve yöntemleri denemektedirler.
 
Acı ama gerçek olan şu ki, Kuran’a iman ettiğini söyleyenler önce anlamaları sonrada iman etmeleri gereken kitaplarına önce iman edip sonra vakit bulurlar ise anlamaya çalışmaktadırlar. Oysa sorarım sizlere: Bir insan anlamadığı veya anlamlandıramadığı bir kitaba niçin ve niye iman etsin ki? Bu karmaşık durumu da anlamak oldukça zordur. Sahabe okuyup anladığı ayetlere iman eder iken günümüz Müslümanı okuyup ancak anlamadığı ayetlere üstün körü inandığını ifade etmektedir.
 
Bu tür insanlar anlamadan okudukları kitabın kendisine ait kavramlarını da doğal olarak ya anlamamaktadırlar ya da yanlış anlamaktadırlar. İslam’ın ve onun mensuplarının düşmanları Kuran kavramları üzerinde acımasızca ve insafsızca tahrip ve tahriflerine devam etmektedirler. Hak ve hakikatten hiçbir şeyi bünyesinde barındırmayan davalarının selameti için Kuran kavramlarını kullanmaktan asla geri durmamaktadırlar.  Mevcut sistem,  ideoloji ve yönetim biçimlerinin selameti ve devamı için “Parçalanmayın bölünmeyin hep birlikte Allah’ın ipine Kuran’a sarılın” ilahi emrini dillendirir iken o Kuran’ın hükümlerinin uygulanması gereken emirlerini görmezlikten gelip asla ciddiye almamaktadırlar.
 
Bu ve benzeri örneklerin sayılarını artırmak mümkün iken yazımızın kapasitesini aşmaması hususunu da düşünerek bu örnek ile yetinelim istiyorum. Yüce Kuran’ın değişik sure ve ayetlerinde sekiz farklı yerde de geçen tağut kavramı Kuran’ın en önemli ve temel kavramlarından birisidir. Bu kural Kuran’dan önce kendilerine kitap verilen elçiler için de geçerlidir. Zira her elçi karşısında ya sistemli ve ya tek başına tağuti sistem ve onların elebaşları ile mücadele etmiştir. Çünkü Allah hükümranlığına ve hükmüne kimseyi veya kimseleri ortak olarak kabul etmemektedir.
 
Biz bu tür yazıları kaleme alır iken, merak edip okuyan kardeşlerimizi bu tür konuların cahilleri olarak görmekten rabbimize sığınırız. Bu tür düşüncelerimizi paylaşır iken siz değerli okuyucu kardeşlerimizin de bu konu hakkında mutlaka bir şeyler bildiğinizi hesaba katarak çok fazla detaya girmeyiz. Artık tolumda herkes mutlaka bir şeyler bilmektedir. Zira içerisinde yaşadığımız bilişim ve internet çağı bilgiye en hızlı ve az bir çabayla ulaşıla bilen bir çağdır.  Bir bilgiye ulaşmak için her şeyi bildiğine inanılan “Google” sormak yetmektedir. Bundan sonra hiç kimse çok bilmişler karşısında göbeğini kaşıyan, makarnacı ve bidon kafalı olarak görülmeyi hak etmemektedirler.
 
Sürekli gelişen ve kendisini yenileyen internet çağında herkes elindeki cep telefonu sayesinde her konunun uzmanı! Hatta profesörü olarak görüp kabul etmektedir. Her şeyi bilen! Bu insanlar aslında Kuran ve Kuran kavramları konusunda da az ya da çok bir şeyler bilmektedirler. Zira yaşadıkları din gelenekselde olsa içerisinde bir takım doğrularda barındırmaktadır. Ancak onların bu bilgi ve birikimleri şeytanın bilgi ve birikimlerine benzemektedir ki, bu durumları onların Allah katında verecekleri zorlu hesaptan kurtulmalarını temin edememektedir. Bunlar hem bu dünyada hem de ahirette kaybedenlerden olmaya mahkûmdurlar.
 
Ben bu yazıda daha çok Kuran’ın anlaşılmasının problem olmasından ziyade ki Kuran’ın anlaşılmama gibi bir sıkıntısı zaten yok sorunun Kuran hükümlerinin yaşanılan hayata tatbik edilip uygulanmasında olduğunu söylemeye çalışıyorum.  Kısacası sorun teslimiyet olmayıp meselenin temsil olduğunu iddia ediyorum. Geleneksel anlamda da olsa halkı Müslüman coğrafya Kuranın yani Mushaf’ın kendisine içerisindeki hükmünden daha çok saygı duymaktadırlar.
 
Bu durumu fırsata dönüştüren zalimler Kendilerine hediye edilen Kuran’ı kabul edip kütüphanelerinin en görünen yerlerine koymaktadırlar. Bu zalimler gerek aleni gerek ise gizli olarak Kuran hükümlerinin dünya üzerin de bir metre kareye hâkim olmaması için bütün güçleriyle çalışıp ortaya çıkan en küçük tevhidi mücadele erlerini gözlerini kırpmadan hayatlarına son vermektedirler.
 
İşin aslına bakar iseniz Müslüman halk tevhidin, şirkin ve tağutun ne olduğunu yukarıda ifade ettiğim gibi kısmen de olsa bilmektedir ancak bildiklerinin gereğini yerine getirmenin bu konuda önemli bir iman esası olduğuna ciddi olarak inanmamaktadır. Çünkü ona göre İslam’ın şartı beş imanın şartı altı; tağutu inkâr edip onun hükümlerine uymamak onun imanının konusuna ne yazık ki, girmemektedir.
 
Yazımıza konu olan tağut kavramı üzerinde durur iken bu kavramın kökanlamı şu epistemolojik anlamı şu terim olarak şu veya bu anlama gelir gibi kendisi dışındaki insanları bir şey bilmeyen renkli cam vaizleri gibi konuyu takdim eden bir üslup ve metot takip etmeyeceğiz. Çünkü ağır abi rolüne soyunarak yazılan birçok yazının geniş halk kitleleri ve İslam’a yeni ilgi duyanlar tarafından okunmadığını bilmiyorum söylemeye gerek var mı? Şimdi Kuran’da tağut kavramlarının geçtiği ayetlerin bir kısmının mealini vererek maksat ve meramımızı siz kardeşlerimizle paylaşmaya çalışalım:  Ayet meallerini Mushaf sırasını göz önünde bulundurarak vermeye gayret edeceğiz inşallah. İlk ayet mealimiz:
 
“Din de zorlamanın hiçbir meşru nedeni ve şekli yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu yani şer güçleri inkâr ederde Allah’a inanır ve güvenir ise, muhakkak ki o kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.” ( Bakara – 256) Bu ayette tağut batı ve batılı temsil etmektedir. Çünkü batı ve batılın taraftarları hak ve hakikatten uzak olup tağut adına iş yapan hayat için yaşam kuralları koyan Allah’ın yeryüzündeki hâkimiyetine son veren hüküm koyma yetkisini Allah’tan alıp yaratılmış olan zayıf aciz ve zavallı insanlara veren yönetim, sistem ve ideoloji sahiplerinin düşüncelerini temsil etmektedir. Bu düşünce sahipleri Allah’a kul olmayı gururlarına yediremeyen ancak insanın insana köle olduğu her türlü düşünceye karşılık gelmektedir.
 
Konu ile ilgili ikinci ayet mealimiz: “ Allah, iman edenlerin velisi ve koruyucusudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Gerçeği örtbas edenlerin velisi ve dostu ise tağuttur.  Azgınlardır. O da onları aydınlıktan karanlıklara sürükler, işte onlar cehennem halkıdır. Ve onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” ( Bakara- 257)  Kuran’da Hak ve hakikatin taraftarları aydınlık, ışık ve nur ile nitelendirilip temsil edilirken tağut ve onun tarafında olanlarda karanlık ve zulüm ile temsil edilip onunla nitelendirilerek anlatılır.
 
Bu ayetten iman edenlerin saflarını net olarak belirlemeleri ve bunun karşısında yer alan tağut ve taraftarlarının karşısında olmaları gerektiğini açıkça bilmemiz gerekmektedir. İman edenler bu söylediklerinde şayet samimi iseler tağut ve taraftarlarına karşı yardakçılığı ve kuyruk sallamayı kesinlikle bırakmalıdırlar. Aksi hale de bunlar iman edenler nezdinde bütün inandırıcılıklarını yitirirler ve de yitirmek üzeredirler.
 
“Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Gördün onlar, tağuta ve batıla iman ediyorlar ve diğer inkâr eden kâfirler için: Bunlar, iman edenlerden daha doğru bir yoldadır” diyorlar.  Sana ve senden önce indirilene gerçekten iman ettiklerini zannedenleri görmüyor musun? Bunlar tağutun hükümleriyle muhakeme olmayı istiyorlar. Oysa onlar onu reddetmekle emrolunmuşlardı.  Şeytan da onları uzak bir sapıklıkla saptırmak istiyor. İman edenler Allah yolunda savaşırlar; Kâfirler ise tağut yolunda savaşırlar. Öyleyse şeytanın dostlarıyla savaşın. Hiç şüphesiz şeytan ve dostlarının hileleri pek zayıftır. ( Nisa- 51-60-76.) ayetler.
 
Konu ile ilgili ayetlerin tamamını vermek isteriz ancak yazımızın kapasitesini aşacağını düşünerek diğer ayetlerin sure ve numaralarını vermek ile yetinmeyi uygun görüyoruz. Dileyen ve isteyen kardeşlerimiz içerisinde tağut ve taraftarlarının geçtiği şu ayetlere baka bilirler. ( Maide-60- Nahl- 36-Zümer- 17) Yazının başından itibaren şunu ifade etmeye çalışıyorum: Mesele Müslüman halkın Kuran kavramlarını ya hiç bilmemeleri ya eksik veya yanlış bilmelerinden kaynaklanmaktadır. Kuran’a ait olan kavramları yine Kuran ile açıklamak ve anlatmak gibi bir zorunluluğumuz söz konusu. Başka bir sistem veya yönetim biçimlerine ait olan kavramları Kuran kavramlarının önüne veya arkasına manto edip ifade etmek kesinlikle doğru değildir. Meallerini verdiğimiz ayetler dikkatlice bir kez daha okunur ise tağutun bir tek şahsiyetten ziyade organize ve sistemli bir güç olarak iman edenlerin karşısında tek vücut ve yekpare olarak yer aldığını görmek pek de zor olmasa gerek.
 
Kuran’da kimi ayetlerde Firavun, kimi ayetlerde Nemrut gibi şahsiyetler de kast edilse esas kast edilen ve tağut kavramıyla ifade edilen siyasi bir sistemi olan muhakeme eden yargılayan ceza ve ödül sistemine sahip yaşanılan hayat için kural ve kanunlar koyan her türlü insan aklının ürünü olan yönetim ve sistemlerin anlaşılması Kuran’ın ruhuna en uygun anlayış olacaktır. Zaten günümüzde de hiç kimse tek başına başka bir insanı tağut olarak nitelendirmemekte tam aksine onların yeryüzünde zoraki uygulamaya çalıştıkları sistemlerini kast etmektedir.
 
Buradan şu sonuç veya sonuçları çıkarmak zor olmasa gerek: Bu gün halkı Müslüman coğrafyada huzur bırakmayan buraları kan gölüne çevirip Müslüman kanı döken batı ve batılın yeryüzünde tek temsilcileri olan başta a.b.d. a.b. ve NATO’suyla İslam’ın ve Müslümanların karşısında olan her kurum ve kuruluş adı ne olursa olsun tağuttur. Zahmet edip diğer tağutların kim ve kimler olduğunu da sizler bulur musunuz?
 
Başka bir yazıda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Kaçınılamaz durumlarda haramdan gözü sakın ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Nebi, Resul ve Peygamber ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Tek Kaynak-Temel Kaynak Meselesi ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 İslâm’ı Hayattan Uzaklaştırmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Bugün Peygamberimiz Yaşasaydı Camilerimize ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Yaşadığı Dini Allah’ın Dini Zannedenler Ka ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 İslamda Kardeşlik Ruhu ...
............................................
 Üni. Öğretim Üyesi
 Dr.Cahit KARAALP
 Tevhid ve Şirk'i anlamak üzerine.. ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Bela ve Musibetlerin Manevi Sebepleri ...
............................................
 İlahiyatcı-Çevirmen
 Harun ÜNAL
 Başınıza gelen her musibet, ellerinizle ya ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Bağışıklık Sistemimizi Nasıl Güçlendirelim ...
............................................
 

Antibiyotikler Tedavi Özelliğini Kaybediyor
30.07.2021

Gereksiz Aspirin Mide ve Beyin Kanamsı Nedeni
30.07.2021

Her 100 Kişiden Birinde Çölyak var.
30.07.2021

Çocukları Bekleyen Büyük Tehlike.
30.07.2021

Cilt Kreminde Civa Çıktı.
30.07.2021

Skandal ! Hamburgerde İnsan ve Fare DNA'sı bulundu.
30.07.2021

Yoğurt Suyunun İnanılmaz Faydaları.
30.07.2021

Türkiyede 8 Çocuktan Biri Astım Hastası.
30.07.2021

Hangi Meyve Hangi Hastalığa iyi Geliyor.
30.07.2021

Türkiye'de her 5 kişiden biri KOAH
30.07.2021

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.