SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 8 Kişi

Bugün 442 Kişi

Toplam Ziyaret 1.096.354  Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Aile Danışmanı
Yazar Asiye TÜRKAN
 
 
 
Makale Tarihi :  1.12.2021
Müslümancılık Oyunu Mu Oynuyoruz ?
Sen baba, ben de anne, Ayşe de kızımız olsun. Fatma sen de komşumuz, Ahmet de senin kocan olsun. İki ayrı ev, derme çatma eşyalar, evin düzenlenmesi, odaların ayarlanması, yemek yapmalar, çay kahve hazırlamalar, misafir planları ve oyun başlar...
 
Hayatın oyun ve eğlenceden ibaret olduğu vahyin de konusudur. Çocukluğumuzun tatlı hatıraları bu demle başlar. Anne babalarımızdan ne gördüysek uygulamaya hazırız. Anne ev işlerinde, mutfakta, ev temizliğinde, misafirlik planlarında, baba işe gitmekte, eve gelince yemekler kahveler ayağına gelmekte, televizyonun kumandasını alıp maç ya da haber başına geçmekte. 
 
Hayata hesap verme duygusu ile anlam verdiği düşünülen din mi? O da oyunun içinde. “Müslümanım” demek alışkanlık oldu. Zira Müslümanlık mirasyedilik şeklinde bir kazanımdı. Allah’ın kitabı pek okunmasa da alışkanlık haline gelenler, büyüklerden duyulanlar, hocaların söylemleri din haline geldi. 
 
Geçmişte cinsiyetlerine biçilen rollere razı olarak kızlar evde çalışmaya, anne olmaya, erkekler de dışarda iş hayatında yer etmeye itmekteydi. Lakin annelerimiz kendilerinin kaşık düşmanı olarak görüldüğünü, yaptıklarının ancak yapmadıkları zaman hissedildiğini, değerinin anlaşılmadığını düşününce kız evlatlarını işe, kariyere odaklayarak yetiştirdi. Onlar olmasa da global köyleşen dünya bunu toplumsal cinsiyet eşitliği diyerek kafalara zaten yerleştirecekti. 
 
İş ve paraya odaklanarak büyüyen bizim nesil okudu, iş hayatına atıldı. Ekonomik gücü olan güçlü kadın oldu, evlenmeyi de ertelemedi. Lakin iş hayatında eşleri ile beraber çalışınca ev hayatındaki işlerini  aksattı. Annelik rolünü tam yapamadı. Eşinden beklediği anlayışı göremeyince bir ya da iki çocuktan fazlasına cesaret edemedi. 
 
Evine ekonomik katkısı kabul edilen, her maaşına el konulan kadının evde de dört dörtlük kadınlık yapması da istendi. Evde huzuru yakalayamayan, parasını harcayamayan kadın daha fazla çekemeyeceğini anlayınca da ayrılığı tercih etti. Lakin ortada evlatları kaldı. Ezilen, hayata kırgın başlayan, bizim gibi evcilik oyunu oynayamayan, anne baba hayalleri  kuramayan, oyun oynamadan hayatın içine giren, büyük travmalar yaşayan yavrular oluştu.
 
Hele de okullarda sadece imtihanda not başarısı endeksiyle verdikleri yalan yanlış bilgilerle büyümeleriyle durum daha da vahim oldu. İnsanlara güveni olmayan, şüpheci, mütemadiyen eleştiren, sorgularken sınırı olmayan, acıları küçükken yaşadığından dolayı acıma duygusunu yitiren, Allah ile arası kopuk deist bir gençlik oluştu.
 
İsmini vermek istemeyen bir genç geçen gün beni aradı. Telefonumu bir tanıdığı arkadaşının verdiğini söyleyerek çaresizliğini bir çırpıda tek tek döktü. Bu genç benim hayatımda ne ilk ne de son olacaktı. Bir yandan içindeki sesi bastıramayan, duyan, bir yaratıcının varlığını hisseden, O’na karşı sorumlu olduğunu düşünen, diğer yandan da her şeye boş vermişlik içinde isyan bayrağını çeken bir gençlik vardı. 
 
Sanki anne babaların durumları farklı mıydı? Egoistliğin zirveye çıktığı, narsis ruhların çoğaldığı, insanlığın dibe vurduğu, sanalın reel ortamın yerine aldığı bir zaman diliminde hayata anlam katan ne olabilirdi ki?
 
Acaba insan bu dünyaya çile çekmeye mi gelmişti?
 
Halbuki hayatta her şey bulaşıcıydı. Hastalıkların bulaşma ihtimali ile duyguların bulaşma ihtimali arasında pek fark yoktu.  Korkaklık da cesurluk da, mutluluk da mutsuzluk da bulaşıcıydı. Ve bizlere daha çok korkaklık ve mutsuzluk bulaştı. Zira korkularımız ile yüzleşecek kadar cesur olamadık.
 
Çaresizliğimizi dile getirerek ağlamaya mahkum olduk. Kendimizi yanlış bilgilere kurban ettik. Müslümancılık oynayarak Allah’ı kandıracağımızı sandık. 
 
Ves-selam
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Tasavvuf ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Aydınlanmanın araçları ve nurlar istiâresi ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Kur’an’ın Kölelikle İlgili Getirdiği Çözüm ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Ekrana Tapmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Bir özgürlük sorunu: “Dinde zorlama yoktur ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İhtilafta Gerçekten Rahmet mi Vardır? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 Sıradanlaşmak mı, Sıra Dışı Olmak mı? ...
............................................
 Üni. Öğretim Üyesi
 Dr.Cahit KARAALP
 Hayatı Kur'an ile Hatmetmek. ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Hasan el-Bennâ ve Hedefe Kilitlenmek ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdullah PAMUK
 Mehmet Akif ERSOY (1873-1936) ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Neden Değişiyoruz ? ...
............................................
 

Antibiyotikler Tedavi Özelliğini Kaybediyor
30.07.2021

Gereksiz Aspirin Mide ve Beyin Kanamsı Nedeni
30.07.2021

Her 100 Kişiden Birinde Çölyak var.
30.07.2021

Çocukları Bekleyen Büyük Tehlike.
30.07.2021

Cilt Kreminde Civa Çıktı.
30.07.2021

Skandal ! Hamburgerde İnsan ve Fare DNA'sı bulundu.
30.07.2021

Yoğurt Suyunun İnanılmaz Faydaları.
30.07.2021

Türkiyede 8 Çocuktan Biri Astım Hastası.
30.07.2021

Hangi Meyve Hangi Hastalığa iyi Geliyor.
30.07.2021

Türkiye'de her 5 kişiden biri KOAH
30.07.2021

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.