SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 4 Kişi

Bugün 438 Kişi

Toplam Ziyaret 1.096.350  Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Prof.Dr.İlahiyatçı
Yazar Hayreddin KARAMAN
 
 
 
Makale Tarihi :  1.01.2022
Tasavvuf
Soru:
 
Selamünaleyküm Hocam,
 
“Kim tasavvuf ilimlerine dalar da fıkıh ilmini ihmal ederse zındık olur, kim de fıkıh ilmini öğrenir tasavvuf ve diğer manevi ilimlerden uzak kalırsa fâsık olur, bu ikisini kendinde cem eden ise hakikat ehli olur” [İmam Mâlik hz. (rah.)].
 
“Daha önce [asr-ı saadet] tasavvuf diye bir ad yoktu, kendisi [zühd/takva] vardı. Bugün ise tasavvuf diye bir ad var, kendisi yok” [Ebu’l-Hasen Bûşencî (r.a.)].
 
“Kim günün başında tasavvufa girerse, öğlen olmadan önce onu ahmak olarak bulursun” [İmam Şâfiî Hz. (r.a.) Menâkıbu’ş-Şâfiî, 2/207].
 
“Akıllı biri günün başında tasavvufa girerse, öğlen olmadan önce ahmak olur” [İmam Şâfiî Hz. (r.a.) Hilyetu’l-Evliyâ, 9/142].
 
“Kim sofilerle/tasavvufçularla kırk gün birlikte bulunursa, aklı bir daha hiç geri gelmez” [İmam Şâfiî Hz. (r.a.) İbnu’l-Cevzî, Beyânu Telbîsi İblîs/Şeytanın Hileleri, 371].
 
Tasavvuf konusunda İmam Malik ve İmam Şafiî Hazretlerinin bu şekilde görüşleri olduğu iddia ediliyor. Bunlar sağlam kaynaklara dayalı sağlam görüşler midir? Veya bu görüşlerden bir kısmı daha sonraki zamanlarda değişmiş midir? Tekzip edilmiş midir? Tüm bu bilgiler ışığında tasavvuf için bidattir, dinden sapmadır veya sapıklıktır diyebilir miyiz? Yoksa tasavvufun dinde yeri var mıdır, Ehl-i Sünnet’e uygun mudur, dinin zahirî (şeriat) kısmının dışında batınî (tarikat) kısmı da tasavvuf olarak vardır diyebilir miyiz? Kısacası İslâm için soracak olursak tasavvufun dinimizde yeri var mıdır, varsa neresidir?
 
Cevap:
 
Tasavvuf konusunda İmam Malik ve İmam Şafiî Hazretlerinin bu şekilde görüşleri olduğu iddiası ve yapılan nakiller sağlam kaynaklara dayalı değildir.
 
Tasavvufun İslâm’daki yeri hakkındaki düşüncemi defalarca ifade ettim, yakında basılan “Tasavvuf Şeriatsız Olmaz” isimli kitabımda konuyu daha geniş açıkladım.
 
Özet kabilinden şunları yazayım:
 
Din bilgi ve hükmünün asıl kaynakları (Edille-i Şer’iyye) Kitâb, Sünnet İcma ve Kıyas’tır. Bu kaynaklar herkese açıktır, doğrudan temasla bilgi edinemeyen kimseler için de çare “bilenlere sormak, bilenlerden öğrenmektir”. Şeriat (sahih İslâm) bilgisi ilham yoluyla değil, Fıkıh ve Kelâm usulünde ortaya konmuş bulunan yöntemle elde edilir.
 
İrfan, beyan ve ilim dışında bir manada kullanıldığında bundan maksat ilhamdır, keşiftir ve bunlara bağlı birikimdir. Yine ilmihal kitaplarında “şer’î delillerin her mümini bağladığı”, ilham ve keşfin ise genel bir bilgi ve hüküm kaynağı (delil, hüccet) olmadığı yazılıdır, Ehl-i Sünnet bu konuda ittifak halindedir.
 
Sünnet’le ve Ehl-i Sünnet’le tasavvufu eşitlemek, “ümmet varlığını, itikadını, değerlerini irfan (tasavvuf) sayesinde korudu” demek çok problemli bir ifadedir.
 
Şerîata hâdim olan tasavvufa ve irfana bir itirazım olmadığı gibi karşı çıkanları da hatalı bulurum, bulmuşumdur. Ama İslâm’ın beyana (Edille-i Şer’iyye’ye) ve bunlara dair ilimler ile eğitime değil de irfana dayandığını söylerseniz ve irfandan da tasavvufu kastederseniz bu daireye girmemiş milyonlarca mümini sahih İslâm’dan, Ehl-i Sünnet camiasından ve Sünnet’ten dışlamış olursunuz.
 
Başkalarını devamlı feraset ve basirete davet edenleri ben de şu maddeleri kabul konusunda aynı uyanıklık ve duyarlılığa davet ediyorum:
 
1. Tasavvufsuz İslâm olmaz diyenler ne söylediklerinin farkında iseler bundan derhal vazgeçsinler, aksi halde en azından Ehl-i Sünnet İslâm’ından uzaklaşmış olurlar.
 
2. İslâm’da tasavvuf yoktur, tasavvuf bid’attır, İslâm’a yabancı din, düşünce ve kültürlerden gelmiştir diyenler de bu davadan vazgeçmelidirler; başkalarında da tasavvufa benzer düşünce ve eğitim yöntemleri olabilir, ama İslâm tasavvufu İslâm’a aittir, onun meyvasıdır, ancak tasavvuf; mümin, Müslüman ve Ehl-i Sünnet olmanın şartı değildir.
 
3. Bugün tasavvufu tarikatlar temsil ediyor, ihlas ve ihsan vasıflarını elde edebilmek için başka çare bulamayıp tarikata girmek isteyenler varsa şu ölçülere dikkat etmeleri elzemdir:
 
a) Tarikat şeyhi islâmî ilimleri tahsil etmiş, ilmiyle âmil, yüksek ahlak sahibi ve ehlinden icazetli bir şahıs olmalıdır.
 
b) Tarikat şeyhi irşad hizmeti karşılığında halktan hiçbir menfaat sağlamamalıdır. İmkân varsa geçimi de kendi helal kazancından olmalıdır.
 
c) Tarikat şeyhi hata da edebilir, günaha da girebilir; bu sebeple onun sözleri ve fiilleri ile tasavvuf adına söylenenlerin ve yapılanların tamamı şeriatın şaşmaz ve objektif ölçütlerine göre değerlendirilmelidir.
 
d) Onun tarikatına girmiş olanların, eski hallerine göre iman, ibadet, muamelat, ahlâk... bakımlarından daha iyi Müslümanlar olduğu, tarikattan bu manada istifade edildiği sabit bulunmalıdır.
 
Fıkhın ve Kelâm’ın mezhepleri olduğu gibi tasavvufun da farklı kolları ve tarikatları vardır. Bu kollardan bir kısmında bid’atlar, hurafeler, Ehl-i Sünnet itikadına aykırı inançlar ve kabuller mevcuttur; işte bunların da ifsadından sahih İslâm’ı koruyan Fıkıh ve Kelâm’dır; bu ilimlerde işlenen Ehl-i Sünnet itikat ve uygulamasıdır; bunlara sadık kalan tasavvuf kollarını da bu ilim korumuştur.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Tasavvuf ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Aydınlanmanın araçları ve nurlar istiâresi ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Kur’an’ın Kölelikle İlgili Getirdiği Çözüm ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Ekrana Tapmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Bir özgürlük sorunu: “Dinde zorlama yoktur ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İhtilafta Gerçekten Rahmet mi Vardır? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 Sıradanlaşmak mı, Sıra Dışı Olmak mı? ...
............................................
 Üni. Öğretim Üyesi
 Dr.Cahit KARAALP
 Hayatı Kur'an ile Hatmetmek. ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Hasan el-Bennâ ve Hedefe Kilitlenmek ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdullah PAMUK
 Mehmet Akif ERSOY (1873-1936) ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Neden Değişiyoruz ? ...
............................................
 

Antibiyotikler Tedavi Özelliğini Kaybediyor
30.07.2021

Gereksiz Aspirin Mide ve Beyin Kanamsı Nedeni
30.07.2021

Her 100 Kişiden Birinde Çölyak var.
30.07.2021

Çocukları Bekleyen Büyük Tehlike.
30.07.2021

Cilt Kreminde Civa Çıktı.
30.07.2021

Skandal ! Hamburgerde İnsan ve Fare DNA'sı bulundu.
30.07.2021

Yoğurt Suyunun İnanılmaz Faydaları.
30.07.2021

Türkiyede 8 Çocuktan Biri Astım Hastası.
30.07.2021

Hangi Meyve Hangi Hastalığa iyi Geliyor.
30.07.2021

Türkiye'de her 5 kişiden biri KOAH
30.07.2021

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.