SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 34 Kişi

Bugün 72 Kişi

Toplam Ziyaretçi 888490 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar Hüseyin BÜLBÜL
 
 
 
Makale Tarihi :  28.08.2019
Kur’an İnananları Birleşmeye Çağırır
Osman İnan / Van
 
Allah’ın selamı üzerinize olsun! Derginizi internetten takip ediyorum kendimce istifade etmeye çalışıyorum. Özellikle Kur’an okumalarımda sizlerden aldığım yöntemle ayetleri daha net anlıyorum. Emin olmak istediğim konularda sizlere bazı sorularım olacak. Cevaplarsanız memnun olacağımı bilmenizi isterim.
 
Soru: Mümin un suresinin 53. Ayetinde bahsedilen İnsanların bölük -bölük olmasını nasıl anlayacağız? Burada anlatılmak istenen Kur’an’ın geldiği dönemdeki Ehli kitabın dinî veya siyasî bakımdan çeşitli guruplara / mezheplere ayrılmış olmaları mı kastediliyor?  Şayet böyle ise; İslam ümmetinin de çeşitli mezheplere, tarikatlara, partilere, cemaatlere ayrılmış olmasını nasıl değerlendireceğiz? Bu durumu nasıl anlamalıyız?
 
Cevap: Bu konuları ele alırken anlatılmak istenen konunun bağlamına bakarak değerlendirmek gerekmektedir. Konunun anlaşılması için surenin 51. Ayetinden itibaren okunması gerekmektedir. Allah bütün elçilerini içine alan bir çağrıda bulunuyor.  “Ey Resullerim! “Güzel ve temiz olan şeylerden yiyin ve salih amellerde bulunun; çünkü gerçekten ben yapmakta olduklarınızı biliyorum.”(Müminun 23/51)
 
Bu ifade tüm elçilerin ne ile mükellef olduklarını da anlatmaktadır.  Hem elçiler hem de ümmetler temiz olanlardan yemek ve salih amel işlemekle mükellef tutulmuşlardır.. Devamında ise;
 
“Muhakkak ki hepinizin dini bir tek dindir. Ben de sizin rabbinizim. Öyleyse Bana karşı gelmekten sakının!”(Müminun 23/52)
 
Burada konuyla ilgili olan diğer ayetleri de hatırlarsak konu daha da anlaşılır olacaktır. Allah Teâlâ tüm inanlığa göndermiş olduğu din bir tek dindir. Onun adı da İslam’dır. Zebur’un, Tevrat’ın, İncil ve Kur’an’ın insanlığa getirdiği din aynıdır.
 
“Allah indinde din İslam’dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah’ın ayetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki Allah’ın hesabı çok çabuktur.” (Ali İmran 3/19)
 
“Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette de ziyan edenlerden olacaktır.” (Ali İmran 3/85)
 
Bütün kitaplarda aynı olan dinin nasıl bozulduğu ise şöyle anlatılmaktadır:
 
“Ne var ki insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her gurup kendilerinde bulunan ile sevinip böbürlenmektedir.”  (Müminun23/54)
 
Bu bölünme veya bölme işi ise Allah indinde gaflet ve sapıklık olarak değerlendirilmektedir:
 
“Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!” /(Müminun23 /55)
 
“Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz? Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.” (Müminun 23/56)
 
“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve canlarının kâfir olarak çıkmasını istiyor.”(Tevbe 9/55)
 
Buraya kadar anlatılanlar ile önümüze konulan durumun anlamı şudur: Allah Teâlâ ehli kitap üzerinden örnekleyerek bize bölünmenin sonuçlarını göstermektedir.  Kur’an’ın olayları sunuş biçimi; hem yapılması gerekeni hem de yapılmaması gerekeni verir. Yanlış olanı örneklediği gibi doğru olanı da örnekleyerek insanın net bir anlayışa ulaşmasını temin eder. Bununla bizden öncekilerin Allah’ın arı duru dinini ne hale getirdiklerini gözler önüne sererek gösteriyor ki sakın sizler de böyle yapmayın diye.  Bunu her elçinin diliyle tekrar ediyor. İşte son elçisine göndermiş olduğu kitaptaki örneği elimizde durmasına rağmen gereği gibi anlayıp öğüt almış mıyız?  Bu gerçek insanlık tarihi boyunca hep böyle olmuştur. Geçmiş kavimlerin, medeniyetlerin durumu anlatılırken;
 
“Onlar, yeryüzünde gezip de kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nice olduğuna bakmadılar mı? Ki onlar, kendilerinden daha güçlü idiler; yeryüzünü kazıp alt-üst etmişler, onu bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. Peygamberleri, onlara da nice açık deliller getirmişlerdi. Zaten Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekteydiler.” (Rum 30/9)
 
İşte bu gerçek her toplum için/ her ümmet için aynı olmuş hiç değişmemiş. Çünkü yapılması istenen doğru anlayış ve davranışlar aynı olduğu gibi, kendisinden yapması istenen insan da fıtratı itibariyle aynıdır. Bu nedenle hep aynı tepkiyi vermiş, aynı akıbetle karşılaşmıştır.  Son ümmette bundan nasibini alacak, aynı akıbet onunda başına gelecekti. Nitekim de öyle oldu. Elçinin irtihalinden hemen sonra siyasî bölünmeler başladığı gibi diğer konulardaki bölünmeler de bunu takip ederek doğru yanlış bir dizine guruplar ortaya çıktı. Öncekilerde olduğu gibi her bölük kendi elindekini beğenip sevinmeye ve doğruluğu ile kıvanmaya başlamıştır. Bu bölünme sadece sosyal açıdan değil siyasi, dini, ırki nitelikli bölünmelerdir. En masum olan fıkıh konusundaki farklılaşmalar bile bir ayrı inanç sistemi gibi algılanır hale gelmiştir. Din /İslam denilince anlaşılmaz olmuş.; tasavvufi İslam, radikal İslam, ılımlı İslam, geleneksel İslam gibi kelimeleri ile nitelendirilmeye başlanmıştır.  Bunlardan her biri diğerini ötekileştirmiş, tek doğrunun kendi kabullendiği olduğunu savunmaktadırlar.
 
Şimdi bu manzaraya baktığımızda Kur’an’ın bizden öncekileri nitelediği gibi dinimizi parça parça ettiğimizi görmemiz için bir gayret sarf etmeye gerek olmadığını görürüz. Bir cemaat öbür cemaati, bir gurup öbür gurubu, bir tarikat öbür tarikatı doğru bulmadığı gibi; bireysel olarak takılan nice insan, sanal âlemde ipe sapa gelmez nice anlayışlarını din diye insanlara sunmaktadır. Kısaca dinin hürmeti ve kutsiyeti ayaklar altına alınmış, sözü dinlenecek âlim, örnek olacak insan, takip edilecek doğru bir yöntem bırakılmamıştır. Kur’an’ın ifadesiyle insanların çoğu “hevasını ilah edinmiş” (Furkan 25/43) seçtiği renklere ve kabullendiği zevklere göre bir hayatı yaşamaktan rahatsızlık duymaz olmuşlardır.  Hayatı dünyadan ibaret olarak gören insanın gelecek kaygısı sadece dünyadaki hayatı içindir. Ahiret inancı ve akıbet korkusu kalmamıştır. Bu tipler için rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
 
“Ey iman edenler! Allah’a ve Resulüne itaat edin, işittiğiniz halde O’ndan yüz çevirmeyin.” “İşitmedikleri halde işittik diyenler gibi olmayın.” “Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir.” (Enfal 8/20-22)
 
Allah Teâlâ gönderdiği Elçiler ve onlara vermiş olduğu  kitabıyla hakikati duymayan sağırlara duyurmak, gerçekleri görüp anladığı halde insanlara anlatmayan dilsizlerin dili çözüp ipliğini pazara çıkarmıştır. Sonra da İnananları bu kitap üzerinde birleşmeye ve onun ölçüleri üzerinde bir ve beraber olmaya çağırmıştır:
 
“Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak Müslümanlar olarak can verin.”
 
“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah, sizler doğru yolu bulasınız diye ayetlerini böyle açıklıyor.”
 
“Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran 3/102-104)
 
Bunun için diyoruz ki, birlikte güç kuvvet ve rahmet, ayrılıkta ise zayıflık,  perişanlık ve zillet vardır.  Allah Teala kullarını zilletten kurtarıp izzete çağırıyor. Elçiler göndererek bunun yolunu gösteriyor:
 
“Allah dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, Elçilerini hidayet ve hak din ile göndermiştir. Şahit olarak Allah yeter.” (Fetih 48/28)
 
“Andolsun, size öyle bir kitap indirdik ki, bütün şan ve şerefiniz ondadır. Hâlâ düşünmeyecek, anlamayacak, akıllanmayacak mısınız?” (Enbiya 21/10)
 
İşte “insanları hayra çağıran” bu topluluk/ davetçiler topluluğu yâda Âlimler gerçekten insanları kendi yorumlarına, düşüncelerine değil, Allah’ın çağrılmasını istediği hayra; eksiz, ilavesiz, arı duru İslama/Kur’an’a çağırmaları gerekmektedir. Allah birdir, O’nun sözü de birdir, o sözden anlaşılması gereken de birdir. Asla Allah’ın bir sözle birden fazla mana ve maksadı yoktur. Bunları çoğaltan insanlardır. Bozulma, bölünüp parçalanma da buradan çıkmaktadır. Bir konuda asla iki doğrunun olmayacağı aklen ve naklen sabittir. Olursa biri doğru diğeri yanlıştır. Ya da ikisi de yanlıştır. Üçüncü ihtimal söz konusu olamaz.
 
Bütün temennimiz nefsimizin, neslimizin ve bütün inandığını söyleyenlerin akıllanması, akletmesi ve gerçekleri görüp anlayıp Allah’a Allah’ın istediği gibi teslim olmasıdır. Birliğimizin, dirliğimizin, dünyada ve ahirette kurtuluşumuzun ve vadedilen şerefimize kavuşmamızın tek yolu budur
 
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 R.Rıza , Hilafet ve Abdulhamid ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Hükümlerdeki değişimin yasaları ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Kur’an İnananları Birleşmeye Çağırır ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Nikâh ve Boşanma Üzerine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Rabıta Nedir? Nasıl yapılır? Rabıta yapmak ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Sinan ULU
 Allah’ın Rasülleri İslam İçin Yaşadığı Top ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Peygamber Kur’an’a Sizler İse Demokrasiye ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Allah'tan Kimler Korkar ? ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Müslüman Olarak Yaşamak ...
............................................
 

Limonlu Suyun Sırrı !
03.01.2019

Kaybedilen Savaş BONZAİ !
03.01.2019

İŞTE ACI BİBERİN SAĞLIĞA FAYDALARI
03.01.2019

Psikolojinize zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmış 6 gıda
17.08.2018

Çocuğunu seven okusun !
17.08.2018

Besin Alerjisi Olanlar İçin Yiyecekleri Test Eden Cihaz
17.08.2018

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
17.08.2018

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
17.08.2018

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
17.08.2018

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
17.08.2018

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2010 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.