SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 12 Kişi

Bugün 99 Kişi

Toplam Ziyaretçi 903012 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Yazar
Yazar Muhammed CELİL
 
 
 
Makale Tarihi :  02.12.2019
Zihni Dönüşenin Zihniyeti Olur
Dönüşüm: Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, tahavvül, inkılap, transformasyon diye tarif edilir.
 
Zihninde dönüşümü gerçekleştirenlerin önceki hallerinden/durumlarından farklı bir hayat yaşamaya başladıklarını söylem ve eylemleri üzerinde aksettirdikleri hemen fark edilir. Bu dönüşüm müsbetten menfiye olduğu gibi, menfiden müsbete de olabilir.  Dönüşümün başladığı zaman diliminde/geçiş sürecinde bazen yaşananlar çelişki gibi görünse de, bu eski/önceki bağlarından henüz kopamadığını, kopmaya cesaret edemediğini, ayağının bir ucunun orada durmasının verdiği güvenle ileride fırsatını/imkanını/ortamını bulduğu anda gerçek kimliğini neşredecek, derin bir nefes alacaktır. Her iki geçiş sürecinde de bunlar yaşanabilir. Bu geçiş sürecinde bir dönem gelgitlerin/çelişki ve tezatların olması olağan/olabilecek şeylerdir.
 
Fert ve toplum hayatında iyi, güzel ve yararlı şeyler de kötü, çirkin ve zararlı şeyler de; önce zihinlerde oluşur, sonra söylem ve eylemde zihniyete dönüşür. Zihniyetleri meydana getiren; inanç, gelenek, görenek, örf ve değer yargılarının oluşturduğu olguya bakış biçimidir. Dolaysıyla bir zihniyetin değişmesi kadar zor bir şey yoktur. Yıllar içerisinde oluşan o kültün, dünden bugüne hemen dönüşmesini beklemek doğru değildir. İnsanlar bir anda zihni kabullerinden kolay kolay vaz geçmezler. Her zihniyetin sabiteleri, amacı, hedefi ve bunları belirleyen belirleyicileri vardır. İnsanlarda zihniyeti değiştirmek ‘deveyi hendek atlatmaktan zordur.’
 
Düşünsel olarak dönüşümde zihin tereddütlerden izale olmadan insan netliğe kavuşamaz. Dolaysıyla da zihni bulanık olandan düşüncesiyle uyum arz eden arı duru, temiz/net, söz ve davranış beklemek beyhudedir. Temiz olan yere temiz şeyler konulur, ikisinden biri kirli ise biri diğerini etkileyecektir.
 
İnsan sadece akletme fonksiyonu sayesinde iyi ve kötü, faydalı ve zararlı olanı ayırt edebilir, kendini kontrol edebilir, değer biçebilir, öncelik ve sonralığı tespit edebilir, güzeli çirkinden temyiz edebilir. Böylelikle içeriden ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı kendisini koruyabilir. Zihin; insanın hafızası/datası/belleğidir. İnsanda anlayış, kavrayış, algılama yetisidir. Yaşananları, öğrenilenleri, bunların geçmişle olan bağlantılarını bilinçli olarak kafada saklama gücüne bellek denir.
 
Bunun muhafazası ise akıl sayesindedir. Aklı ikna/mutmain olanlar, zihni dönüşmeye başlar. Bundan dolayı zihinlerin dönüşmesini hedefleyen dünya görüşleri öncelikle ikna yoluna giderler ve akla seslenirler.
 
Kitabı kerim de akıl sahiplerini muhatap alır, muhataba akletmenin önündeki engelleri kaldırma metodu üzerinden yaklaşır, zihin temizliği amelesine başlar, ama öyle her akıl sahibini de değil, salim (temiz) akla sahip olanlara seslenir. “(Bu Kur’an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap’tır.” (Sad Suresi, 29
 
 “Ey temiz akıl sahipleri düşünmüyor musunuz, (İbrahim 52) aklınızı doğru kullanmıyorsunuz, Nahıl 12) akletmez misiniz, (Mü’minun 80) akletmeyenler davarlar gibidir (Furkan 44)…” der. Kur’an düşünüp taşınma ile, akletme ile hidayete erme arasında doğrudan bir bağlantı kurar ve bunun altını çizer. Kur’an’a göre düşünmemek sapmanın, küfür pisliğine batmanın bir diğer ifadesidir. (Yunus 100) Akletmekle ilgili Kur’an da 77’e yakın ayet vardır. Dolaysıyla aklı doğru kullanarak öncelikle zihnin temizlenmesi gerekir, bu da ancak akletmekle olur. Yalnız akıl tek başına masum değildir! Akla doğru bilgi verilmez ise sahibini farklı yerlere götürebilir. Olaylar hakkında düşünür iken, bağlantıyı doğru kurmak için aklın yeterli malumata gereksinimi vardır, çünkü eksik bilgiyle doğru sonuca ulaşılamaz. Bugün bunun yolu tecrübe ve okumaktır. Tecrübe ve okumak, bilmeyi, bilmek anlamayı, anlamak zihniyeti dönüştürür. Okuduklarını, gördüklerini Kur’an’ın ifadesiyle; tefekkür, tezekkür, tedebbür, teakkul ve tefakkuh etmekle gerçekleşir.
 
‘Tefekkür; zihnin veriler üzerinde yoğunlaşmasıdır. Tezekkür; zihin sebepler üzerinde yoğunlaşması, geçmişe yönelik, hatırlama eksenli, derin düşüncedir, unutan insanın hatırlamasını ister. Tedebbür; sonunu görünceye kadar bir şeyin bir bütün olarak başlangıcına ve sonuna bakmaktır. Zihnin sonuçlar ve maksatlara yoğunlaşır, geleceğe yönelik derin düşüncedir, tedbir alma eksenlidir, bir şeyin önüne arkasına bakarak geleceğe yönelik tedbir alma amacıyla düşünmedir. Teakkul; zihnin sebepler ve sonuçlar arasında bağ kurmasıdır. Derinlemesine bağ kurar; sebep sonuç, illet hikmet, eser müessir, fail fiil, halik mahluk, sanat sanatkar, hulasa, her şey her şeyle bir şey arasında bağ kuran düşünceye teakkul denir. Akıl bağ kuran demektir geçmişe yönelik tezekkür ile geleceğe yönelik tedebbür arasında bağ kurma yeteneğini kullanmaktır. Tefakkuh; zihnin yoğunlaştığı şeyden damıttığı sonucu şimdi ve buraya taşıyarak fıkıh üretmesi, lehinde ve aleyhinde olanı tespit etmesidir. İstikameti, şimdi ve burasıdır haldir (?). İlmihal tefakkuh ile elde edilir. İnsanın halinin ilmini bilme ilmi olan fıkıh ilmine bunun için fıkıh adı verilmiştir. Asıl olan fıkıh tahsil etmek değil, tefakkuh etmektir.’ (M.İ.O.K Anlama yöntemi s.291)
 
Zihnini netliğe ulaştırmak isteyenler, bu yolda ter dökerek, bedel ödeyerek, samimiyetle koşturur , uğraşırlarsa  zihinler ancak bu şekilde temizlenir, netleşir, netleşen zihniyetten de söylem ve eylem bütünlüğünde arı duru (prodük) davranışlar sadır olur.
 
İnancıyla davranışı arasında tezat oluşanlarda, dönüşümüm zihinde gerçekleşmediğinin bir göstergesi/yansımasıdır. Eğer zihin net değilse güvensiz bir zihniyete sahiptir, Bu zihniyet, çok absürt bir şekilde, inancı ile tezat oluşmasından kaynaklanan, söylem ve davranışlarda bulunması nedeniyle nereye ait olduğu belli olmayan, bulunduğu her ortamda şekil alıp kamufle olan, her esen rüzğarın önünde sürüklenen, zihni netleşmemiş, kişiliksiz ne idüğü belirsiz, güvensiz tipler. Bu tip Müslümanların zihinleri dönüşmemiş, ‘LA’ süpürgesiyle zihni temizlenmemiş, aksine hurafeler ve modernizmin koalisyon kirlerini üzerlerinde taşımaktalar. Bu kir giderilmediğinden dolayı zihinde İslami zihniyet oluşmamakta, vakıaya Müslümanca bakılmamaktadır.  Kur’an bu tipler için bazı yerde müşrik, bazen de münafık demektedir. Onlar için ceza/karşılık olarak belirlenen yer cehennemin en alt katıdır. (Nisa 145)
 
Zihnen dönüşemeyenler başkalarını da dönüştüremezler.
 
Zihniyetin temiz olması, zihnin netliğine bağlıdır. Çünkü zihin zihniyeti oluşturur. Zihniyet; olaylara ve eşyaya bakış açısıdır. Hangi zihin yapısının zihniyetiyle baktığınız önemlidir. O kimliğimizin dışa yansımasıdır.
 
‘Bir dönemdeki dini, siyasi, sosyal, ekonomik, idari, adli, askeri güçlerin, sivil toplum örgütlerinin, eğitim etkinliklerinin birlikte oluşturdukları ortam ve bunların hiçbirine indirgenemeyen duygu, anlayış ve zevk bütününe “zihniyet” adı verilir. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimidir.’ (TDK)
 
Zihnin netleşmesi ve zihniyete dönüşmesi, fikir konusunda tereddütlerden tamamen arınmakla, şüpheye yer bırakmamakla olur. Göstergesi ise, netleşen fikrin direktifleri doğrultusunda bir hayatı yaşatmak/yaşamak, diğer insanların da dönüşmesini sağlama adına, topluma ve bütün insanlığa emin olduğu fikri ulaştırma gayreti içerisinde mücadelesine başlayarak, artık o fikri başkalarıyla da paylaşarak, sahip olduğu neyi varsa bu yolda harcayarak ve bundan sonra da gelebilecek her türlü musibetlere aynı zihniyetle tavizsiz, inatla karşı durması bu zihnin zihniyete dönüştüğünü gösterir.
 
Toplumlarda bireyler, o toplumun örf, adet/gelenek ve görenekleriyle, değer yargılarıyla yetişir. Bu yetişme sonucunda da bireyler, ortak bir zihniyete ulaşırlar. Böylece o toplumun bireyleri, olaylar ve durumlar karşısında benzeşen tepkiler ortaya koyarlar, benzer davranışlar sergilerler. Hatta bu şairinden yazarına, bürokrasiden  siyasetine, okulundan eğitimine, tarımdan ticaretine… doğal olarak bu zihniyetin yansıması görülür. Sanatçıları bile hayatın içinden aldıkları konuları işlerken, o toplumu zihniyetiyle birlikte ele alırlar, onu yansıtırlar.
 
Olayları, eşyayı ve olguyu okumada her dünya görüşünün bir zihniyeti olduğu gibi aziz İslam’ın da bir zihniyeti vardır. Hayatlarını buna göre şekillendirenler, vakıayı bu zihniyetle okumak zorundadırlar. Bu zihniyetle okuyabilmek için de zihnin öncelikle İslam’ın temel kaynağı olan vahiy ve onu hayata pratize eden sahih sünnetle dönüşmesi gerekmektedir. Dolayısıyla her Müslümanım diyenin zihniyeti, aziz İslam’ı temsil etmez! Bu bozulmuş zihniyete birkaç örnek verecek olursak; ‘Baş örtüsü füruattır.’ ‘Bu ekonomik sistemde faiz haram değildir.’ ‘Gönlünüz Kabe’ye dönük ise, anıt kabirde bulunmanız sorun teşkil etmez.’ ‘Salatın ikamesi (namaz) duadır, destektir bugünkü ritüeller salat (namaz) değildir.’ ‘Böylelikle 2014’te 317 bin kredi kullanan esnaf var toplamda 1 milyon 100 bin esnaf kredi kullandı. Helali hoş olsun, Allah bereketini artırsın.’ ‘O kredi ile hacca da giderim.’ ‘Alkolde kullanırım.’ Kıyamet günü cehenneme götürülen adam  “ben nakşibendin  halidi kolundanım’’ dese, onu zebaniler bırakır.’ ‘Kur’an ahlak kitabıdır, hüküm belirten ayetlerin bugün uygulanırlığı yok, tarihseldir.’ ‘Müslüman teröristtir.’ ‘Kur’an metotlar koleksiyonudur.’ ‘İslam’ın devlet diye bir talebi de yoktur…’ gibi Kur’an’ın açık beyanlarıyla çelişen bu söylem, Türkiye de bozuk ‘Müslüman zihniyetin’ bir kısmını yansıtmaktadır. Hele bir de İslam aleminin Batıniliğine, Şia’sına, Vahabiliğine, tasavvufuna da daha değinmedik…
 
Çağımızda, İslam alemi içerisinde böylesine çarpık ve bozuk bir zihniyet türemiş durumda. Bu bozuk zihniyetle  söylem geliştirenler de öylesine sıradan insanlar değil,  kanaat önderi/hoca/yazar/ başbakan/ siyasetçi/ profesör/ akademisyen/şeyh…  Yani zihni tam olarak dönüşmeden zihniyet belirtenler, İslam’ın gücü karşısında teslim olmuş ama iman henüz kalplerine yerleşmemiş. (Hucurat 14)
 
Şimdi bize düşen bozulan/kirlenen/tahrifata uğramış bu zihniyetimizi imkanın elverdiği, gücümüzün yettiği oranda vahiyle temizlememiz, önünü almamız gerekmektedir. Gereksiz meşguliyetleri hayatımızdan atmaya/çıkarmaya/kurtulmaya ve gerçek amacımızın varlık gayesini, baş köşeye oturtma, zihinleri dönüştürme zamanıdır. Tevhidi çizgide bulunan bütün müminler bunun için ellerinden gelen say-i gayreti göstermek zorundadırlar. Aksi taktirde, ümmetin zihni bu bozuk zihniyetin saldırısına açık haldedir. Vesselam.
 
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Nasıl bir insan ? ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Kamusalda olmayan İslam eksiktir ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Gören Göz, İşiten Kulak, Anlayan Bir Gönül ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Kişisel Gelişim Üzerine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Selefi Düşüncenin Genetik Kodları ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Müslüman gençler için istikamet bildirgesi ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İnsanları Sadece Allah’a Çağırmak Varya ! ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Zihni Dönüşenin Zihniyeti Olur ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Helal Akreditasyon Kurumu ne yapıyor..? ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Sinan ULU
 DİKKAT ! TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR. ...
............................................
 

Limonlu Suyun Sırrı !
03.01.2019

Kaybedilen Savaş BONZAİ !
03.01.2019

İŞTE ACI BİBERİN SAĞLIĞA FAYDALARI
03.01.2019

Psikolojinize zarar verdiği bilimsel olarak kanıtlanmış 6 gıda
17.08.2018

Çocuğunu seven okusun !
17.08.2018

Besin Alerjisi Olanlar İçin Yiyecekleri Test Eden Cihaz
17.08.2018

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
17.08.2018

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
17.08.2018

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
17.08.2018

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
17.08.2018

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2010 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.