SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 17 Kişi

Bugün 334 Kişi

Toplam Ziyaretçi 973041 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Yazar
Yazar Asiye TÜRKAN
 
 
 
Makale Tarihi :  01.09.2020
Umuda yolculuk!
Takvimlerin hızla aktığı, gündemin her an değiştiği, insanların kendi dertleriyle boğulma durumuna geldiği, hele de pandemi sürecinin bir çok sıkıntıları gün yüzüne çıkardığı şu anlarda tarih sayfalarından müminler için milat olan hicretin olması ümidi tazeliyor. 
 
Takvimler 22 Temmuz 622 yılını gösterdiğinde bedevilikten medeniliğe doğru bir yolculuk başlamıştı. İmanını hayatına şahit kılmak isteyen inananlar can güvenliğini kaybettiği topraklardan özgürlüğünü yaşayacağı, doğruyu anlatacağı yere yola koyulmuştu. Böylelikle Medine medeniyete merkez oldu. 
 
Ümitler asla bitmedi. İnananlara Hak Teala’nın vaadi vardı. Yeryüzü saltanatı ancak güvenip teslim olanların olacaktı. Bunun içinde öncelikle bütün bağlardan kurtulmak gerekirdi. Allah’ın ilk evi olan Kabe bile olsa bu bağ kopmalıydı. Zira Allah’ın arzı genişti, bütün yeryüzü mescitti. 
 
 
 
Medine muhacire kucak açmış, tarih boyunca hayırla yad edilecek evlatları bağrından çıkartmıştı. Her şeyini paylaşan fedakar Ensar’a muhacir “Bana çarşının yolunu göster, ekmeğimi taştan çıkarırım”  diyerek eline kazmasını, sırtına çuvalını alarak çarşı yollarına düşmüştü.
 
Muhacirlerin aklı, kalbi, gözleri namaz için yöneldikleri, hac için yollara düşmeyi istedikleri, Arafat’ı, Mina’sı, Müzdelife’si, Safa’sı, Merve’si olan doğup büyüdükleri topraklarıydı. Lakin bunun için daha çok güçlenmeleri gerekirdi. Beklenen gönüllerin fethi ile oldu. Evlerinden kaçan muhacirler aynı topraklara fatih olarak girdi. 
 
Yeryüzü müminler için genişti. Bütün dünya nimetleri de iman edenler için sunulmuştu. Verdiği nimetin şükrü de; görmek ve bütün imkanlarından azmadan faydalanmaktı. Nimetlerinden faydalanılamayan ve ölümle tehdit edilen ortamdan da tıpkı Allah Resulü ve arkadaşları gibi hicret edilmeliydi. Zira hak Teala "Allah'ın toprağı yeterince geniş değil miydi, hicret etseydiniz ya!" diye soracaktı.
 
Tek başına ümmet olan Allah Nebisi Hz. İbrahim, Nemrut’un zulmünden, kendisini hiç anlamayan babası da dahil kavminin yanından, inancını yaşamak için hicret ederken “Ben, Rabbim’ in yanına  gidiyorum” diyerek bizlere örnek olmuştu.
 
Hz. Musa, bir eli yağda bir eli de balda saraydayken, yaşanan haksızlığa kör ve sağır kalmadı. Ölmemek için kaçtığı şehre iman gücü ile döndü. Hakkı yumuşak bir üslupla anlattı, yanına inananları da alarak tekrar hicret etti. Arkasından yetişen  firavun ve ordusunun gözlerinin önünde boğulmaları, son anda secdeye kapılmaları ise delil olarak günümüze kadar kaldı. 
 
O zaman ki toplumundan bir nebze olsun uzak kalmak için dağlara çıkan Abdullah oğlu Muhammed (a.s.) vahyin bütün ağırlığı ile dağdan aşağıya indi. Zira inmeden hakkı anlatamayacak, sabrı tavsiye edemeyecekti. 
 
Bütün toplumunu karşısına aldı. Makamını, mevkiini, gücünü, işini, evini, sahip olduğu her şeyi kaybetmekle karşı kaşıya kaldı. Seçim yapılmalıydı. Ya nimetlerin geçici olduğu dünya, ya da ölüp de tekrar geleni olmayan, tamamen gayba iman esası üzerinde oluşan, elle hissedilmeyen, gözle görülmeyen Ahiret...
 
Hicret; bedenimize ağır gelen, hayatın her alanını kapsayan bütün korkulardan uzaklaşmaktır. Zira Allah Resulü muhaciri “ Allah’ın yasakladıklarını terk eden” olarak yapmıştır.
 
Hicret; adeta insanlığımızın önüne açılan bir kapıdır. Bu kapıdan giremezsek, vicdanlarımız hapistir. İçimizden gelen sese kör ve sağır kesilebiliriz. Hakkı örtüp batıla sarılabiliriz. Dünya nimetlerine dalıp gerçeğin üzerini örtebiliriz. Allah’ın yasakladıklarını meşru kılma gayreti içine girebiliriz. 
 
Hasılı Kelam; malımız varislerimizin, bedenimiz toprağın, canımız ise Allah’a aittir. Dünyada her birimiz huzurun peşindeyiz. Huzur da ancak Allah’ın yasakladıklarını terk etmekledir. Bunun için de ölümün olmadığı mekana, asıl vatana hazırlık yapılmalıyız. Misafir olunan dünyada ev sahibi gibi olmadan sınırları aşmadan adil olmalıyız. Umudumuzu ve ümidimizi yitirmemeliyiz. Hayat devam ediyor...
 
Bismillah! Hicretimiz mübarek olsun…
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 "Sessiz Veda" ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Müslüman olmadan iyi bir insan olunabilirm ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 İlahi Adalette İmtiyazlı Kimse Yoktur ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Çalışan Anneler ve Zulüm ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Aşure Günü ve Bid’at Kültü ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Dinlerinde Aşırı Gidenler Var Ya! ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Dava Adamı Ciddi Olur ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Müslüman Gençler İçin Muhalefet Fıkhı ...
............................................
 Yazar
 Asiye TÜRKAN
 Umuda yolculuk! ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Sağlığımız ve Baharatlar ...
............................................
 

Sakın tavukları öpmeyin!
15.09.2020

Kalıcı kilo verdiren mucize yiyecek; kuru baklagiller
15.09.2020

Fas’ta toplu arı ölümlerine karşı savaş
15.09.2020

Acı biber'in 14 faydası
15.09.2020

2030 Yılında Dünyanın Yarısı Obez Olacak
15.09.2020

Hamburger 1 saat içinde vücudunuza nasıl zarar veriyor ?
15.09.2020

Tavuk Kanser'e sebeb oluyor !
03.06.2016

Obezite Türkiyeyi de Tehdit Ediyor.
01.06.2016

Islak Mendil Gerçeği.
26.05.2016

Tavuk Etinde Hastalık Yapan Bakteri Uyarısı.
27.05.2016

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.