SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 5 Kişi

Bugün 143 Kişi

Toplam Ziyaretçi 1014772 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar Hüseyin BÜLBÜL
 
 
 
Makale Tarihi :  01.01.2021
Emaneti Ehline Vermek Ya da Kıyameti Beklemek!
“Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitir, her şeyi görür.” (Nisa 4/58)
 
Emanet; belli bir değere sahip bir şeyi emin olunan birisine koruması için verilen herhangi bir eşya için kullanıldığı gibi; özellikle halkın umurunu yüklenen kimseler için kullanılmaktadır. En küçük memuriyetten en üst makam olan devlet başkanlığına kadar her seviyedeki hizmeti içine alacak kadar geniş bir alanı kapsamaktadır. Kendimizden başlayacak olursak; canımız, malımız, evlatlarımız, namusumuz, dinimiz, kitabımız, vatanımız, bil umum mukaddesatımız ve ….  emanettir. İnsan ve müslüman olarak bunların tümünü korumak zorundayız. Eğer ihmal edersek emanete ihanet etmiş oluruz. Yani kendimize ihanet etmiş olacağımızdan emin olunan vasfımızı kaybetmiş oluruz. Malını, canını, evladını, aklını ve dinini korumayan ona ihanet eden kimseden emin olunur mu? Böyle insanlara ümmetin işleri emanet edilir mi?         Ümmetin işini tevdi etmiş olduğunuz bir memur, işçi, idareci, öğretmen, hâkim veya devletin en başındaki insan işinin ehli olmadığı ve görevini doğru yapmadığı zaman kıyameti başınıza koparacaktır. Bu nedenle Muhammed (as); Emanetler ehlinden gayriye verildiği zaman kıyameti bekleyin” buyurmuştur. Bu kıyamet dünyanın sonu olan kıyamet değil; dünyadakilerin ters giden işleri nedeniyle kıyamet anında çekilecek olan sıkıntılara benzer olayların yaşanıla bileceğinin ifade edilmesidir. Nebinin işaret etmiş olduğu kıyamet işte budur. Ehil olmayanın ellerine teslim edilen bir işin sonucunu düşünün. Keresteyi verseniz odun eder. Arabayı verseniz hurda eder. Kumaşı verseniz paçavra eder. Hâsılı hiç bir işin sonucu beklediğiniz güzellikte olmayacaktır. Bu durumu tüm mesleklere ve makamlardaki insanlara teşmil edebilirsiniz. Sonuçlarını düşündüğünüzde durumun kıyametten farklı olmadığını göreceksiniz. İşte o zaman ayet ve hadisin işaret ettiği hakikat ortaya çıkacaktır. İşler ehline verildiği zaman insanlığın dünyada huzur içerisinde bir hayat yaşaması mümkün olacaktır.
 
Özellikle kamu görevleri birilerine tevdi edilirken “işi ehline verme” sözünü hep duyarız.  Ancak bu ilkeye ne kadar uyulduğu ise çok su götürecek bir konudur. çoğunlukla yapılan “işe uygun adam” arama yerine “adama iş” anlayışı ile hareket edilir.  Bu nedenle adam işi aldıktan sonra her şeyi bir yana koyar.  Artık konuşması notayla iş yapması kotayla olmaya başlar! Bu hiçbir zaman istenmeyen fakat çoğunlukla karşılaşılan durum budur.
 
İnsan, bu olumsuzluklarının yanında elbette güzel hasletleri de olan bir varlıktır. Bu güzellikleri ortaya çıkarmak için düşünen bir akıl, inanan bir gönül, gören bir göz, işiten bir kulak, hakka teslim olmuş bir yürek gerekir. “İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız paslı yürek sinede bir yüktür” diyen şairimiz bu gerçeğe vurgu yapmıştır.
 
Emanet Kur’an’da bir başka şekliyle daha geçmektedir;
 
“Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.” (Ahzab 33/72)
 
Burada insanın yüklenmiş olduğu emanetin ne olduğu ile ilgili bir kanaate varmak için Bakara 30. Ayetine gitmemiz gerekir.
 
“Bir zamanlar Rabbin meleklere: «Ben yeryüzünde bir halife kılacağım/seçeceğim/ tayin edeceğim » demişti. (Melekler): «A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi seçeceksin? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz» dediler. (Rabbin): «Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.» dedi.(bakara 2/30)
 
Burada “halife” kelimesini ele alırsak; halef esas varlıktan sonra gelen demektir. yani insan Allah’ın halefi ondan sonra yer yüzüne hükmedecek, onu imar edecek, ondan istifade edecek, onu hizmetinde kullanacak olan varlık  demektir. Böyle olduğu için melekler halife olacak olanı yeryüzünde kan dökecek, bozgunculuk yapacak biri olarak vasıflandırmışlardı. Eğer hür irade sahibi, dilediğini yapacak biri olmasaydı böyle bir şey yapabilir miydi? Melekler bu durumu halef kelimesinin taşıdığı anlamdan anlamışlardır. Bu nedenle diyoruz ki işte insana verilen emanet halifelik sıfatıydı. Bu sıfata veya bu özelliğe sahip olan, kendisine tahsis edilmiş olan alanda dilediğini yapacak demekti. Ancak bu nimetin elbette külfeti de vardı. Yaptıklarından sorumlu tutulacak sonunda hesap verecekti.
 
İnsana böyle bir özelliği veren Allah, niçin “insan zalim ve cahildir” buyuruyor? Bunun ne büyük bir nimet, imkân ve güç olduğunu anlatmak için bu özelliği/ emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettiğini ancak onların bunu yüklenmekten kaçındıklarını ifade ederek bu işin ciddiyetine dikkat çekiyor.  Bu gün bilirsiniz ki güç elde edilince insanı durduğu yerde durdurmaz. Özellikle güç, özünde cahil ve zalim olanların felaketi olur. İşte insan bu imkânı aklın ve vahyin öncülüğünde kullanmayacak olursa; kendi felaketini hazırlayacağını bilmeyecek kadar cahil, bu işin sonunda kendisini ateşe atacak kadar da zalimdir.
 
Nisa 28 de ise “ insan zayıf yaratılmıştır” denilmektedir. Bu zayıflığın giderilmesi için de şöyle buyurur:
 
“Allah size (bilmediklerinizi) açıklamak ve sizi, sizden önceki (iyi)lerin yollarına iletmek ve sizin günahlarınızı bağışlamak istiyor. Allah hakkıyla bilicidir, yegâne hikmet sahibidir.” “Allah sizin tövbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine uyanlar ise büsbütün yoldan çıkmanızı isterler.”  “Allah sizden (yükünüzü) hafifletmek ister; çünkü insan zayıf yaratılmıştır.” (Nisa 4/26-28)
 
Bunun için Allah, insanlık tarihi boyunca elçiler ve kitaplar göndererek insana rehberlik etmiştir. Onun zayıf tarafına destek olmuştur. Ancak bu rehberliği tanımayan ona tabi olmayanlar da kendi sonlarını hazırlamıştır. Bu yönüyle de emanet yerinde kullanılmadığı zaman sahibinin felaketi olacağını bildirmiş tercihi insana bırakmıştır.
 
Haşr suresinde de yine bu konuyu ilgilendiren bir örnek daha verilmektedir: “Eğer biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, muhakkak ki onu, Allah korkusundan baş eğerek, parça parça olmuş görürdün. Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.” (Haşr 59/21)
 
Yine burada Kur’an’la insana verilen sorumluluğun ne denli ağır olduğu ihsas ettirilmektedir. Böyle bir sorumluluğun verilmesi için bu sorumluluğu yerine getirecek imkân ve istidadın da insana verilmesi gerekmez mi? Elbette nimet külfet dengesi olması gerekir. Bu nedenle insan, zalimliğine, cahilliğine ve zayıflığına rağmen vahyin rehberliği ile bu külfetin altından kalkacak gücün sahibidir. Eğer böyle bir gücü, imkânı ve istidadı olmasaydı bu sorumluluğun ona verilmesi zulüm olurdu. Hal bu ki Allah Teâlâ kimseye gücünün üzerinde bir sorumluluk vermeyeceğini garanti etmektedir:
 
“Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir…” (Bakara 2/286)
 
Konunun başına dönersek emin olmanın emaneti layığı ile taşıyacak ehil kimseler olmanın yolu, sahih iman salih amel sahibi olup, Kur’an’ın rehberliğinde yol almaktan geçmektedir. Aksi halde kıyameti önce kendi başımıza sonra da muhatap olduğumuz insanların başına koparmış oluruz!
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Farklı fetvalar karşısında Müslüman ve küp ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 İlmin ve alimin değerli olmasının sebepler ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Kur’an’a Göre Akletmek ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Hırs ve Takvâ ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 İslami Hareketler Panislamizm Fundamentali ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 İdrakleri Kısırlaştırılan Müslümanlar ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 “Zalim Mustazaflar” ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Hz. Ömer’in (r.a.) akraba kayırmacılığıyla ...
............................................
 Yazar
 Sema MARAŞLI
 Ailede Şefkat Dili Eğitimleri ...
............................................
 Aile Danışmanı
 Asiye TÜRKAN
 De ki; Yeryüzünü dolaşın! ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Günümüzde beslenme sorunlarımız ve çözüm y ...
............................................
 

Sakın tavukları öpmeyin!
04.01.2021

Kalıcı kilo verdiren mucize yiyecek; kuru baklagiller
05.01.2021

Fas?ta toplu arı ölümlerine karşı savaş
05.01.2021

Acı biber'in 14 faydası
05.01.2021

2030 Yılında Dünyanın Yarısı Obez Olacak
05.01.2021

Hamburger 1 saat içinde vücudunuza nasıl zarar veriyor ?
05.01.2021

Tavuk Kanser'e sebeb oluyor !
05.01.2021

Obezite Türkiyeyi de Tehdit Ediyor.
05.01.2021

Islak Mendil Gerçeği.
05.01.2021

Tavuk Etinde Hastalık Yapan Bakteri Uyarısı.
05.01.2021

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.