İnsanoğlu, ana rahmine düştüğü ilk günden itibaren onun için hayat hep ileriye doğru işler. Bu işleyiş kendisinin istemlerinden dolayı olmayan, bir başkası tarafından kodlanmış bir işleyiştir. Zaman sadece tek yönde ileriye doğru akmaktadır. Bu diyalektik onun son nefesini verene kadar devam edecektir.
Esas itibariyle, bütün canlılar için hayat geriye doğru işlemiyor, bir noktadan başlayan bu hayat çizgisi sürekli ilerleyerek başka bir noktayla sonlandırılıyor. İşte hayatı anlamlı ve değerli kılan bu son noktadan sonrasıdır.
‘Hayat bir çizgiden ibarettir’ öyleyse, önemli olan bu çizgi üzerinde doğru yürüyerek hayatı anlamlandırabiliriz.
Bu çizgi üzerinde nefes alışından, attığı her adımı ve gördüğü her şeyi değerli ve anlamlı kılan bir yürüyüş olmalı!
“Varoluşçu düşünürler, felsefenin soyut mantıktan ziyade somut bireyin yaşamına, deneyimlerine ve öznel gerçekliğine odaklanması gerektiğini savunur. Bu söz, bireyin kendi yaşam yolculuğundaki bu döngüsel anlayış ve eylem sürecini özetler derler.”
Varoluşçu felsefecilerin, hayatı anlamlandırmak için sadece bunu deneyimlere indirgemeleri, bireyin aşırı özgürlüğünü savunmaları, aslında bireyin kendi içine kapanıp hapsetilmesi eksik bir yaklaşımdır. İnsanı akli bir eyleme değil içgüdüsel bir yaşayışa çağırır. Vahyin bildirimlerini ve buyruklarını görmezlikten gelir, ahlak kurallarının yol göstericiliğine de inanmaz. Vahyin değerlerini ve geleneksel verileri tanımadığından kişiyi boşluk içinde, dayanaksız bırakır. Ahirete inanmadıkları için insanı tükenmez bir umutsuzluğa tutsak ederler…
Deneyimler, tecrübe açısından elbette önemlidir, gelecek için atılacak adımlarda etkin rol oynarlar. Hayatta neyi nasıl yapacaklarını bilenler, önlerinde kılavuzları olanlar geçmiş deneyimlerden de istifade ederek, kendilerinin ve toplumlarının geleceklerini daha anlamlı kılabilirler. İnsanı yaratanın insana sunduğu bir kılavuz var “İlahi vahiy.” Yaratan, insanın nerelerden arıza vereceğini en iyi bilen olduğuna göre ona uygun bir yol çizelgesi vermiş aynı zamanda onun fıtratına da bunu kodlamıştır. İşte vahyi kılavuz edin(e)meyenler fıtratın bu kodları üzerinden insan denilen varlığı anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyorlar dolaysıyla da birçok şeyi ıskalıyorlar.
Hayat akmaya devam ediyor ve biz bu hayatı istesek de istemesek de bir şekilde yaşıyoruz. An itibariyle yaşamış olduğumuz bir dakikayı hatta saniyeyi geriye getiremeyiz, zamanı çevirebilmek bizlerin elinde değil, zamanı elinde tutan ve kendisi zamandan münezzeh olan o varlık, son noktayı ifadelendirirken ona “son saat” demektedir.
“O ne zaman gelip çatacak?” diye sana son saatten soruyorlar. De ki: “Onun ilmi yalnızca Rabbimin katındadır. O’ndan başkası son saati vaktinde gerçekleştiremez. Gökler ve yer onun ağırlığına dayanamaz. O size ansızın gelir.” Sanki sen ondan haberdarmışsın gibi sana soruyorlar. De ki: “Onun ilmi yalnızca Allah’ın katındadır fakat insanların çoğu bilmez.” (Araf 187)
Saat şu an işlemeye devam ediyor, öyleyse bu anı dolu dolu yaşamak, geçmişe takılıp, geleceği ıskalamamak lazım gelir. Yaşanan olumsuz olayları, hataları veya pişmanlıkları sürekli zihinde döndürmek, “keşke”ler ve “neden”lerle boğuşarak bugünü ve geleceği yaşamayı zorlaştıran bir duruma dönüştürmek ve genellikle geçmişi aşırı düşünme, oraya takılma durumu enerji tüketir, özgüveni zedeler, kaygıları artırır dolaysıyla geleceğe konsantre olamayız yoksa birçok şeyi kaçırmış oluruz. Geçmiş ne övgü nede yergidir. Geçmişten ibret alınıp ders çıkarılır.
Hayat kılavuzumuz Kur’an bu konuda da bizlere yol gösterir.
De ki: “Ey kendilerine karşı israf eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, suçların hepsini bağışlar. O, çok bağışlayıcıdır, rahmeti kesintisizdir.”(Zümer 53)
Rabbimiz, geçmişe takılı kalmayı değil önümüze bakmayı öğütlüyor. Çünkü kendisine dönenlerin geçmişini sileceğini söylüyor. Yepyeni sıfırdan bir hayat…
Hayat bir yolculuk ise ki öyledir, bu yolculukta istikamet çok önemlidir, istikametimiz ne yanaysa ona göre de bir hazırlık yaparız. Çünkü istikametimiz bizim bagajımızı belirler, maksadına uygun şeyleri bagajlamak varacağımız yerde bize sıkıntı veremezler. Bunun aksi ise hem gereksiz yük olmakla birlikte vardığımız yerde ondan kurtulmak isteyeceğizdir. Dolaysıyla neleri dert edindiğimize, gereksiz ne türden yükler yüklendiğimize dönüp bagajımıza bir daha bakmalıyız. Bu tavrımız bize hayatı kolaylaştıracaktır.
“Biz de ona, kolay olanı kolaylaştıracağız. (Leyl 7)
İslam, hayatı bütün yönleriyle kolay kılan bir dindir. Çünkü onun kaynağı her şeyi yoktan var eden Allah’tır. Her şeyin sahibinin Allah olduğunu bilen ve kendisinin bir emanetçi olduğunun bilincinde olan, bu emanetlerden hesaba çekileceğinden emin olanın hayatı düzgün olur; onun yaratanla ilişkisi, hemcinsleriyle münasebeti, eşyaya alakası ve bütün yaratılmışlara bakışı… Allah’ın ahlâkıyla ahlâklanmış insan modelini meydana getirir.
Enes İbni Mâlik’in amcası Hişam İbni Amir’in oğlu Sa’d, tâbiîn neslinden biridir. Medine’ye gelir ve Hz. Âişe’yi ziyaret etmek ve ona zihnindeki bazı sualleri sormak ister.
“Ey Mü’minlerin annesi! Bana Resulullah’in ahlâkını (yaşayışını) anlat,” der. Hz. Âişe: “Sen Kur’an’ı okuyorsun değil mi?” diye sorunca Sa’d: “Evet, okuyorum,” diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Âişe: “O’nun ahlâkı Kur’an idi,” dedi. (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 26.)
Bundan dolayıdır ki, Allah Kitabı Kerimde: “Muhakkak ki sizden, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler için Allah’ın Resulünde güzel bir örnek vardır.” (Ahzab 21)
Ayette, Yaşadığı hayatın her anının hesabı ahirette sorulacağına inanan Mü’minler için, Nebinin nevi şahsında, neyi nasıl yapacaklarının prototipi gösterilmektedir. Vahye muhatap olduğu ilk günden son gününe kadar Allah’ın rızasını kazanmak için sarsılmaz imanıyla hayatın her safhasında dürüstlüğü, cesareti, çalışkanlığı, cömertliği, fedakârlığı, sabrı ve metaneti onu güzel ahlâklı yapmıştır. (Kalem 4) Ayette geçen “güzel bir örnek vardır” ifadesi, İslam’ı yaşama konusu onun hayatının tümünü kapsamaktadır. Yani “onun hayatı sizin için güzel bir örnektir. Allah’ın emir ve nehiylerini O’nun gibi yaşarsanız iyi bir Mü’min, faydalı bir kul, erdemli bir insan olursunuz” demektir. Bu çağrı, çağlar üstü bir çağrıdır ve kıyamete kadar da geçerlidir.
İslam, ilerici bir dindir o kadar ileridir ki, ta ölümden sonrası için hayat öngörüsü, onun temel ilkelerindendir. Dolaysıyla biz ahiret yolcusuyuz. Yol belli, kılavuz belli bize düşen ileriye doğru düzgün yürümektir. Vesselam
|