SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 4 Kişi

Bugün 251 Kişi

Toplam Ziyaret 1.210.440  Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Aile Danışmanı
Yazar Asiye Tanrıöver TÜRKAN
 
 
 
Makale Tarihi :  15.01.2026
Evlerinizi Kıblegâh Edinin
Hak Teala ve Tekaddes hazretleri vahyinde “Evlerinizi kıblegâh edinin” (Yûnus Suresi, 87. Ayet) ayetiile ailelerimizi merkeze alarak bizde ve içinde bulunduğumuz toplum hayatında rolünün nasıl olması gerekliliğini bize sunmuştur. Kıblegâh olması hem fiziksel istikamet hem de manevi anlamda kalbin yöneldiği hakikati temsil eden bir kavramdır.
 
Aile, bizim maddi ve manevi gelişimimizi şekillendiren temel kurum, son kalemizdir. Modern dünya getirdiği hızla, bireyselleşmeyle ve dijitalleşmeyle, evlerimizi sükûnet ve huzur merkezi olmaktan uzaklaştırıp hayatın fırtınalarında başka yerlere yönelmemize, sığındığımız evlerimizden dışarı çıkmamıza sebep olmaktadır.
 
Yönelme arayış içindir. Mutluluğu yakalama, değerli olduğunu hissetme, içsel huzura kavuşmak için birçok denemeler yaparız. Doğduğumuz günde başlayıp öleceğimiz güne kadar bir arayış içinde oluruz. Ruhumuz, bir menzile doğru ilerler; bedenimiz, bir mekâna yönelir; zihnimiz, hayatın anlamını kavramaya çalışır. Yönelmek, işte bu yolculuğun bilincinde olmaktır.
 
Bizler, fıtratımız gereği bir noktaya, bir merkeze bağlanma ihtiyacı duyarız. Ancak bu bağlanma ile içimizdeki boşluğu doldurabiliriz. Bu merkez bazen bir fikir, bazen bir ideal, bazen bir sevgi, bazen de Allah olur. Allah insana, yönelmenin hakikatini Kur’an’da şu şekilde anlatır:
 
“Doğrusu ben, yüzümü gökleri ve yeri yaratana, Allah’a çevirdim; ben O’na teslim oldum.” (En’âm Suresi, 79. Ayet) Bu ayet, insanın yönelişini bilinçli bir teslimiyet olarak tanımlar. Yani insan, yalnızca fiziksel olarak değil, kalbiyle, ruhuyla ve zihniyle de yönelmelidir.
 
İnsan, ibadet ederken fiziksel olarak belirli bir yöne yönelir. Müslümanlar için bu yön Kâbe’dir. Ancak kıble sadece mekânsal bir yöneliş değildir; asıl kıble, insanın kalbinde taşıdığı merkezdir. Çünkü bedenin yönü kıbleye dönük olsa da, kalp başka yerlere kayıyorsa yöneliş tamamlanmış olmaz.
 
Yöneliş sadece fiziksel değildir. İnsan düşünceleriyle, niyetleriyle de yönelir. Zihin, hakikati arayan bir pusuladır. İnsan kimi zaman bilimde, kimi zaman sanatta, kimi zaman felsefede hakikati arar. Ancak nihayetinde gerçek yöneliş, insanı Hakk’a ulaştırandır.
 
İnsan ruhu, kendi kaynağına dönmek ister. Tıpkı suyun denize, nehrin kaynağına doğru akması gibi, ruh da Allah’a yönelmeye meyyaldir. Çünkü O’ndan geldik, O’na döneceğiz:
 
“Biz Allah’tan geldik ve yine O’na döneceğiz.” (Bakara Suresi, 156. Ayet)
 
İnsan, sevdiğine yönelir. Sevgi, iradeyi ve dikkati belirli bir merkeze çekendir. Aşık olanın gözleri, kulakları, zihni ve ruhu hep sevdiğinde kalır. Bir insan Allah’a yöneldiğinde de,kalbinin kıblesini O yapmış olur.
 
Yönelmenin en derin manası ise Tevhiddir. Yönelmek, aslında dağınıklıktan kurtulmak ve bir noktada birleşmektir. İnsan, hayatın içinde birçok şeyle ilgilenir, birçok yöne dağılır. Ancak nihai huzur, bütün yönelişlerin tek bir noktada toplanmasıyla mümkündür.
 
Kur’an’da bu hakikat şu şekilde dile getirilir: “Öyleyse yüzünü dosdoğru dine, Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrata çevir.” (Rum Suresi, 30. Ayet)
 
Bu ayet, insanın aslında birlik bilincine, fıtratına ve hakikate yönelmesi gerektiğini söyler. Çünkü yönelişin özü, tevhiddir. Dağınıklıktan birliğe, şüpheden yakîne, kaybolmuşluktan huzura ulaşmak, yönelmenin derin manasıdır.
 
İnsan, Hakikatine yöneldiği zaman kendine, özüne yaratılış gayesine yönelir. Yönelmenin içinde arayış, teslimiyet ve aşk vardır. Kalbin kıblesi Allah olduğunda, insan gerçek yönünü bulmuş olur. Ve belki de en büyük yöneliş, insanın kendini kaybederek varoluşun sahibine yönelmesidir.
 
Yönelmenin ne olduğunu bilip yönünü belirledikten sonra, gireceğin mekânı kıblegâh yapmak vardır. Kur’an’da, Hazreti Musa’ya (Aleyhisselam) ve kavmine hitaben şu emir verilir: “Musa ve kardeşine, ‘Kavminiz için Mısır’da evler hazırlayın, evlerinizi kıblegâh edinin ve namazı dosdoğru kılın. Müminleri müjdele.’ dedik.” (Yûnus Suresi, 87. Ayet)
 
Bu ayet, baskı altındaki bir toplum için evin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Firavun’un zulmü altındaki İsrailoğulları, toplumsal hayatın bozulduğu bir dönemde evlerini kıblegâh edinerek manevi dirençlerini korumuşlardır. Aynı şekilde, günümüzde de evler sadece bir barınma mekânı değil, ruhun dinginleştiği, kimlik inşasının gerçekleştiği, mahremiyetin korunduğu bir alan olarak inşa edilmelidir.
 
Aile, bizim huzur bulduğumuz ve değerlerimizi aktardığımız yerdir. Modern dünyada bizler bireyselleşmenin, ahlaki yozlaşmanın, dijitalleşmenin getirdiği mahremiyet kaybı gibi tehditler altındayız.
 
Hazreti Peygamber de (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aileyi “son kale” olarak görmüş ve şöyle buyurmuştur:
 
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, eşinin evinde çobandır ve sürüsünden sorumludur.” (Buhârî, Cuma, 11)
 
Bu hadis, aile bireylerinin birbirlerine karşı sorumluluklarını ve evin bir eğitim ve huzur yuvası olmasının önemini vurgulamaktadır. Bir ev, kıblegâh haline geldiğinde; bireylerine ahlaki, psikolojik ve manevi destek sağlayan bir merkez olur.
 
Bu bağlamda, evde maneviyatın güçlendirilmesi, aile içi iletişimimizin artırılması ve mahremiyetin korunması hayati öneme sahiptir. Eğer evlerimiz kıblegâh hâline getirilirse, evde huzur olur ve toplum ahlaki temeller üzerinde sağlam bir şekilde yükselir.
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Özü Eleştirmek.. ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Nuh tufanı olayı küresel mi bölgesel midir ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Haydar ÖZTÜRK
 Salat’ın Namaz Anlamı Üzerine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Bu İş Sadece “Peygambere Selatü Selam Okum ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 Hayat Geriye Doğru Adım Atmaz ...
............................................
 Üni. Öğretim Üyesi
 Dr.Cahit KARAALP
 Çağa Çığ Düştü ! ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Dava adamının aile hayatı ...
............................................
 Aile Danışmanı
 Asiye Tanrıöver TÜRKAN
 Evlerinizi Kıblegâh Edinin ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Sağlıklı Beslenme için Kara Üzümü Çekirde ...
............................................
 

Enerji içeceklerinin fazla tüketimi çocuklar için tehlike kaynağı
26.02.2022

Bilim insanlarından "kahve" araştırması: Ömrü uzatıyor
25.02.2022

Nadir görülen genetik bir hastalık: Progeria
23.02.2022

Ölüm anında insan beyninde neler oluyor?
23.02.2022

Antibiyotikler Tedavi Özelliğini Kaybediyor
22.02.2022

Gereksiz Aspirin Mide ve Beyin Kanamsı Nedeni
20.02.2022

Her 100 Kişiden Birinde Çölyak var.
20.02.2022

Çocukları Bekleyen Büyük Tehlike.
19.02.2022

Cilt Kreminde Civa Çıktı.
18.02.2022

Skandal ! Hamburgerde İnsan ve Fare DNA'sı bulundu.
15.02.2022

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.