SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 9 Kişi

Bugün 109 Kişi

Toplam Ziyaretçi 954397 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar Ömer YILDIZ
 
 
 
Makale Tarihi :  30.07.2020
KURBAN İBADETİNİN PSİKO-SOSYAL BOYUTU VE KURBANA DAİR BAZI KONULAR

Kurban ibadeti, insanın maddi, manevi bütün benliğiyle Allaha yöneldiği bir ibadettir. Allah’ın bize verdiği nimetlere şükrün bir ifadesidir. Bu ibadette Allah’a ulaşan kan ve et değildir! Allah’a ulaşacak olan takvâmızdır. (22/Hac: 37) Kurban sunumu kişinin Rabb’i ile arasındaki gerçek iletişimin somutlaşmış ifadesidir. Bir bilinçlilik halidir.

Kurban; Allah’a yaklaşmak ve ona yakın olmak anlamına gelir. Bu yakınlık tesis edilirken kulun değer atfettiği şeyleri feda edebilmek yürekliliğini göze alabilmesidir. Kurban eşyaya gereğinden fazla değer vererek onu kutsamanın/tabulaştırmanın önüne geçmektir. Sahip olma güdüsünden/tutkusundan bir gaye uğruna vaz geçmek/geçebilmektir. Yani herkesin kendi İsmail’ini kurban etme gayretidir. Literatürde ise; her ibadette olduğu gibi Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla, kurban bayramı günlerinde bedenen gelişmiş, koyun, keçi, sığır, manda ve deve gibi hayvanların usulüne uygun kesilmesidir. Kurbanın tarihçesi her ne kadar Hz İbrahim ile başlatılsa da, tüm formel ibadetlerde olduğu gibi Kurban da insanoğlu ile yaşıttır. Nitekim Hz Adem’in kıssasında iki oğlunun Allah’a birer kurban sunduğu, bir oğlunun kurbanının kabul edildiği, diğer oğlunun kurbanının ise kabul edilmeği anlatılır. (5/Maide: 27) Ayrıca Erol Göka Hocaya göre; bu ayette güçlü bir psikolojik anlam da sarih olarak görülüyor. Hoca, Habil ile Kabil arasındaki gerilimin, aslında her birimizin psikolojisinde de var olduğunu söylüyor. Ayet bizi kendi içimizdeki eğilimler konusunda uyarıyor, olumsuz yanlarımızı görüp haktan, hakikatten yana tavır almamızı istiyor.

Tarihin her diliminde söz konusu olan bütün dinlerde Tanrı’ya veya doğaüstü güçlere kurban sunma/takdim etme uygulaması vardır. İslâm’daki kurban uygulamasının bu dinlerdeki pratiklerden en önemli farkı, Allah’tan başkası adına kurban sunumu kesinlikle yasaklanmıştır. Ayrıca kurban olarak hayvan kesimi dışındaki bütün uygulamalara son verilmiştir. Önemli bir fark da: Kurban etinin yoksullara dağıtılmasıyla bu ibadete sosyal bir boyut kazandırılmıştır.

Kurban ibadeti, insanın maddi, manevi bütün benliğiyle Allaha yöneldiği bir ibadettir. Allah’ın bize verdiği nimetlere şükrün bir ifadesidir. Bu ibadette Allah’a ulaşan kan ve et değildir! Allah’a ulaşacak olan takvâmızdır. (22/Hac: 37) Kurban sunumu kişinin Rabb’i ile arasındaki gerçek iletişimin somutlaşmış ifadesidir. Bir bilinçlilik halidir. Hz Peygamberin buyurduğu gibi Allah bizim şeklimize ve mallarımıza bakmaz. Kalbimize ve amallerimize bakar. (Müslim/Birr, 33)

Kevser Suresi 2. ayetteki “Venhar” emri Mekke’de indiğinde Allah Resulü hemen kurban kesmeye kalkmadı. Hicretin 2. yılından itibaren, Hac Suresi’ndeki “Her ümmet için kurban kesmeyi meşru/farz kıldık…” (22/Hac: 34)  ayeti ve ilgili diğer ayetlerle konu netleşince kurbanını kesti. Kurban kesmek Hanefilere göre; akıllı, iyiyi kötüden ayırt edecek temyiz gücüne sahip ve fitre verecek kadar zengin olan kadın erkek tüm Müslümanlara vaciptir. Şafi, Maliki ve Hanbelî ekollerine göre ise sünnettir.

Kurban keserken sağlık kuralları ve çevre temizliği ihmal edilmemeli. Her yıl kurban bayramında Haliç’in kan kırmızısına dönmüş halini televizyonlardan izlemek çok sevimsiz bir durum. Acemi kasapların kendilerini kesmeleri bir yana, kesim sırasında, hayvana zahmet çektirilmemeli. Hayvan okşanıp sıvazlanarak tekbirlerle teskin edilmeli. Çocuklar psikolojiklerinin bozulmaması için kesim yerinden uzak tutulmalı. Kesime şahid olurlarsa insanın proteine ihtiyacı olduğu gibi makul açıklamalar yapılarak, olayın normal bir davranış olduğu uygun bir dille izah edilmeli. Kurbanın sağlıklı bir hayvan olması, hem ibadet ve hem de sağlık bakımından önemlidir. Bu nedenle, hasta, zayıf ve düşkün ve organları eksik bir hayvan kurban edilmez.

Her ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de ihlâs esas olmalıdır. Yapılan ibadetin icrasında samimi olunması ve gösterişten uzak olması gerekir. Kişinin din adına ne yapılıyorsa bunu sadece Allah’ın rızasını kazanmak için yapması, ona başkalarını ve hiçbir şeyi karıştırmaması iktiza eder.   Bu bağlamda gösterişin yani riyanın gizli şirk olduğu unutulmamalıdır. Amele Allah rızasından başka bir niyet karışırsa faydasız bir iş olur. Kul ibadet ettiğini sanır ama sonuçta hiçbir karşılığını göremez. Şu halde ihlâsın niyetle de yakından alakası vardır.  Yapılan bir işin Allah katında değer bulması için temiz ve halisane bir niyetle yapılmış olması gerekir. Bu nedenle ibadetlerde “el âlem ne der putu”na asla itibar edilmemeli, “dini sırf Allah’a has kılarak yalnızca O’a ibadet edilmelidir.” (Zümer 39/11).

Kurban keserken besmele çekmek

Normal zamanlarda yapılan hayvan kesiminin aksine, kurban bayramı kurbanını keserken besmele çekilmesi farzdır. Bununla ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ““İnsanlar için haccı ilan et! Yaya olarak veya uzak yollardan gelen yorgun develer üzerinde sana gelsinler.” “Kendileri için orada bulunan faydaları görsünler; belli günlerde kendilerine verdiğimiz hayvanlardan Allah’ın adını anarak kurban kessinler. Bu kurbanlardan yiyiniz, yoksullara da yediriniz.”( 22/Hacc: 27–28) “Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıklar üzerine Allah’ın adını ansınlar diye, biz her ümmet için kurban kesmeyi farz kıldık. İşte sizin tanrınız tek bir Tanrı’dır. O halde O’na teslim olun. O’na samimiyetle boyun eğenleri müjdele!”  (22/Hac: 34) “Bedence gelişmiş olan kurbanlık hayvanları sizin için, Allah’a kulluğun simgelerinden yaptık.  Onlarda sizin için hayır vardır. Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah’ın adını anın.Yanları yere yapıştığı zaman onlardan hem siz yiyin hem halinden memnun olana da isteyene de yedirin. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik, belki şükredesiniz.” (22/Hac: 36)

Bağlamlarından da anlaşılacağı üzere bu ayetlerde normal zamanlardaki hayvan kesiminden değil, “ibadet niyeti ile kesilen kurbandan” yani kurban bayramı kurbanından bahsedilmektedir. Buna göre kurban ibadetinin temel amaçlarından biri, insanların o hayvanları keserken üzerlerine Allah’ın adını anmaları şeklinde açıklanmış ve Müslümanlara kurbanlarını keserken özellikle Allah’ın adını anmalarıyani besmele çekilmesi yine Allah tarafından emredilmiştir.1

Kurban keserken besmele çekilmesinin temel sebeplerinden biri, müşriklere muhalefettir. Çünkü müşrikler putları için kurban keserlerken özellikle putların adını anarlardı. Mesela Lât putu için kurban kesecekleri zaman “Bismillâti: Lât’ın adıyla”, Menât için kurban kesecekleri zaman “Bismilmenâtî” derlerdi. Allah Teâlâ da mü’minlerin kesecekleri kurbanlar üzerine “Bismillah: Allah’ın adıyla” diyerek kendi adının anılmasını istemiş, bu konuda müşriklere muhalefet edilmesini emretmiştir. Bu açıdan kurban kesimi esnasında besmelenin unutma hali müstesna kesinlikle terk edilmemesi gerekir.2

Konuyla bir şekilde bağlantılı olan ev, araba ve diğer şeyler için kesilen kurbanlar da putlara kesilen kurbanlar hükmündedir. Murdardırlar. Abdestli kapitalist Hacı emminin aldığı lüks cipi için kestiği kurbanın kanını cipinin tekerine, lüks villasının duvarına sürmesi, müşriklerin putları için akıttıkları kan gibidir. Zira burada amaç Allah rızası ve şükür olmayıp, kazadan beladan korunmak ve nazar isabet etmemesi gibi bağlamından kopartılan batıl inançlar söz konusudur. Bu amaçla kesilen kurbanlar “leş”hükmündedir.

Aile adına tek bir kurban kesmek yeterli midir?

Kurban kesmeyi “vacip” olarak kabul eden Hanefi mezhebine göre nisap miktarı mala sahip olan her bireyin ayrı bir kurban kesmesi gerekir. Aile bireylerinden sadece birinin kurban kesmesi, diğerlerinden bu sorumluluğu düşürmez.  Kurbanı “sünnet” olarak kabul eden Şafiî, Malikî ve Hanbelî ekollerine göre ise; aynı çatı altında yaşayan aile bireylerinin tek bir hayvan -ki bu bir küçükbaş da olabilir- kesebilecekleri, böylelikle herkesin aynı sevaba nail olabileceği görüşü kabul görür.3

Ölmüşlerimiz İçin Kurban Kesilir mi?

Şafii ve Maliki ekollerinde ölmüş kimseler için kurban kesmek mümkün görülse de bu hususta vurgulanması gereken temel prensip şudur: İbadetler yaşayan insanlar içindir! Kişi öldükten sonra artık sorumlu olduğu herhangi bir ibadet kalmaz. Geride kalanların onun ibadet borçlarını düşürmesi veya kendi ibadetlerinden ona sevaplar yollaması söz konusu değildir. Sağlam bir delile dayanmadan bir takım temennilerden hareketle sevabı ölenlere bağışlanmak üzere kesilmesi gereken bir kurbandan bahsetmek doğru olmayacaktır.4 Nitekim Kur’an’da; “Doğrusu insana kendi emek ve çabasından başkasının faydası yoktur.” (53/Necm: 39) ve  “Kim de âhireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.” (17/İsrâ: 19) buyrulur.

Bu ayetlerde de görüldüğü gibi ibadetler kişiseldir, insanın kendi çalışıp çabalaması ile yerine getirilir. “Sana ölüm gelip çatıncaya kadar Rabbine kulluk et!” (15/Hicr: 99) ayetinde ifade edildiği gibi de bu sorumluluğu son nefesini vereceği ana kadar devam eder. Ölümle birlikte insanın ibadetler dahil tüm sorumluluğu biter. Ölen kişiler için geride kalanların yapabilecekleri şey; “Rabbim! Hesabın görüldüğü günde beni, anamı, babamı ve tüm mü’minleri bağışla.” (14/İbrahim: 41) şeklinde hayır dua etmekten ibarettir.

Kurban kesmek için kredi kullanmak caiz midir?

Kredi, faizli borç demektir. Faiz de İslam Dininin büyük günah olarak gördüğü yasaklarından biridir. Dinimize göre faizli borç vermek de almak da haramdır. Hacca veya umreye gitmek ya da kurban kesmek için dahi olsa hiçbir şekilde faiz pisliğine bulaşılması caiz olmaz.

Bankaların “hac kredisi”, “umre kredisi”, “geleneksel bayram kredisi” vs. gibi safsatalarla kapitalizmin kılcal damarlarına kan pompalayan faizi ibadetlerimize bulaştırmalarına kesinlikle müsaade etmemeliyiz.

Maddi durumu iyi olmayan kimselerin kurban kesmesi gerekmez. Bu konuda “kurban kesmezsem acaba insanlar ne der!” şeklindeki putlaştırmanın aldatıcı mahalle baskısına kapılmamak lazım. İbadetlerin sadece ve sadece Allah rızası için yapıldığını unutmayalım. İbadetleri insanlar görsünler, beğensinler yani desinler için yapmak riyadır. Bir nebze yukarıda da değindiğimiz gibi riya gizli şirktir. İçine riya karışan amellerin Allah katında hiçbir değeri olmaz, yapılan ibadetler yok hükmündedir! Gösteriş için yani halk tabiri ile “kurban kesti desinler” diye kesilen kurbanlar, putlara kesilen kurbanlar hükmünde olduğu için murdardır. Konu ile ilgili Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Müminler! Yaptığınız yardımları, başa kakarak ve inciterek değersiz hale getirmeyin. İnsanlara gösteriş olsun diye malını harcayan; ama Allah’a ve Ahiret gününe inanmayan kişi gibi olmayın! Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan kayaya benzer. Şiddetli bir yağmur yağar ve onu çıplak bırakır. Böyleleri çalışmalarından bekledikleri sonucu alamazlar. Allah böyle nankörler takımını yola getirmez.” (Bakara, 2/264) Bu nedenle imkânı olmayan kimseler kurban kesmek için sağdan soldan borç arayarak veya kredi çekip harama bulaşarak kendilerini hem maddi hem de manevi anlamda sıkıntıya sokmamalıdırlar.

Kurbanın tamamını hayır kurumlarına bağışlamak

Son zamanlarda birçok kimsenin çeşitli gerekçelerle vekâlet verip kurbanlarını bir hayır kurumuna bağışlama eğilimi yaygılaşmakta. Vekâletle kurban kestirilmesi caiz olduğu için hayır kurumlarına kurban bağışlamak ve bu şekilde kurban kesmekle, ibadet yerine getirilmiş olur. Ancak kurban eti hakkında yapılacak işlemlerle alakalı olarak Allah Teâlâ: “Bedence gelişmiş olan kurbanlık hayvanları sizin için, Allah’a kulluğun sembollerinden yaptık. Onlarda sizin için hayır vardır. Sıra sıra dururlarken onların üzerlerine Allah’ın adını anın. Yanları yere yapıştığı zaman onların etinden hem siz yiyin hem halinden memnun olana da isteyene de yedirin. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik, belki şükredersiniz.” (22/Hac: 36) buyurur. Ayetten anlaşıldığına göre Allah Teala, kurban etinden hem kurban sahibinin yemesini hem de zengin-fakir akraba ve konu komşuya ikram edilmesini tavsiye etmektedir. Dolayısıyla kurban kesmek durumunda olan kişilerin bu tavsiyeye uyarak, kurbanlarının etlerinden kendileri de istifade edecek şekilde kesmeleri veya kestirmeleri daha iyi olur.

Hayır kurumlarının kurban etlerini satması

Hacc suresinin 34 ve 36. ayetlerine göre kurban ibadetinde asıl olan; en’âm yani koyun, keçi, sığır ve deve cinsi hayvanlar üzerine Allah’ın ismini anarak onların kanını akıtmaktır. Vakıf ve dernek gibi hayır kurumlarına veya Kur’an kurslarına bağışlanan hayvanlar kesildiği anda ibadet yerine getirilmiş olur. Bundan sonra etlerin mülkiyeti ya tamamen ya da kısmen bağışçı tarafından bu kurumlara devredilmiş olmaktadır. Kurum yöneticileri de diğer ihtiyaçlarını giderebilmek için bu etleri takas edebilir veya satabilirler. Bunu yasaklayan herhangi bir delil bulunmamaktadır.5

Kendisiyle konuyu müteala ettiğim bir dostum kurbanda aslolan kanın akıtılmasıdır. Bir kimse şayet hayır kurumlarına bağışladığı kurbanının kesilmediğine muttali olursa o kurbanı tekrardan kesip fakire hakkını vermek durumundadır dedikten sonra, kurbanın kafası, derisi ve sakatatı da tamamen fakire verilmelidir diye de ilave etti. Görüşlerine çok değer verdiğim aynı kişi, işin gösteriş kısmının tam bir felaket olduğunu vurgularken “kurbanı büyük alalım ki sırat köprüsünden bizi karşıya rahat geçirsin” gibi aymazlıkların dinle bağdaşır bir yanının olmadığı kanaatinde. Ayrıca hissedarların kırgınlıklara sebep olan yaban davranışlarından ötürü uygunsuz pozisyonların meydana gelmesi ve bayram boyu “kaç kilo et paylaştınız” muhabbetlerinin de çok çirkin olduğunu ve ibadetin değerini azalttığının altını çizmesi dikkate değerdir.

First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Ayasofya ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Diyanet İşleri Başkanı olsaydım ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Resulü Yargılamak Kimin Haddine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Kurtlar Sofrasında Müslüman Kalabilmek ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Hasan Sabbah Haşişilik ve FETÖ ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Evlerimizi Namazgâh Edindik Mi? ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Farklı olmak mı/ Fark etmek mi ? ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Davanın delisi gençlere ...
............................................
 Yazar
 Asiye TÜRKAN
 Bağımlılıkla mücadele ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Besin Zehirlenmeleri ...
............................................
 

Besin Alerjisi Olanlar İçin Yiyecekleri Test Eden Cihaz
30.07.2020

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
30.07.2020

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
30.07.2020

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
30.07.2020

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
30.07.2020

Neden islah edilmek isteniyor Siyez Buğdayı ?
30.07.2020

Kestane üretim miktarında 18,5’lik artış
30.07.2020

Solucan gübresine Çin ve İsrail’den talep
30.07.2020

Sakın tavukları öpmeyin!
30.07.2020

İşlenmiş meyve ve sebzede 1,5 milyar dolarlık ihracat
30.07.2020

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.