SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 1 Kişi

Bugün 78 Kişi

Toplam Ziyaretçi 954366 Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Prof.Dr.İlahiyatçı
Yazar Hayreddin KARAMAN
 
 
 
Makale Tarihi :  30.07.2020
KURBANIN TARİHÇESİ, ANLAMI VE BAZI HÜKÜMLERİ
Allah Teâlâ şuurlu varlıkları kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır. Kulun önde gelen vasfı sahibine tam teslimiyetidir. O'nun rızası ile kendi arzusu karşılaştığında sahibinin rızasını tereddütsüz tercih etmesidir. Kullukta pazarlık, “şu kadar sana bu kadarı bana” hesabı olmaz; Rabbi kuluna neyi vermiş ise ona razı olur, ondan neyi isterse gücü yettiği kadarını derhal îfâ eder…
 
Allah'ın rızasına nail olmuş ve bu sebeple O'nun dostu (hâlîli) olma şerefini kazanmış bir kul örneği olarak Rabbimiz bize Hz. İbrâhîm'i takdim ediyor ve onun teslimiyetini etkili bir ifade ile şöyle anlatıyor:
 
“Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlat ver!”/Bunun üzerine kendisine akıllı ve edepli bir erkek çocuğu olacağını müjdeledik. /Çocuk, babasıyla beraber iş güç tutacak yaşa gelince babası ona, “Yavrucuğum, dedi, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm; düşün bakalım sen bu işe ne diyeceksin?” Dedi ki: “Babacığım! Sana buyurulanı yap; inşaallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın.” /Her ikisi de (ilâhî buyruğa) teslim olunca ve babası onu yüz üstü yatırınca, /“Ey İbrâhim” diye ona seslendik; /“Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz./ Bu, kesinlikle apaçık bir imtihandı. /Biz, (oğlunun canına) bedel olarak ona değerli bir kurbanlık verdik. /Onun hakkında, “İbrâhim'e selâm olsun!” ifadesini sonradan gelen nesiller arasında devam ettirdik. /Evet, iyileri işte böyle ödüllendiririz. /Çünkü o, bizim mümin kullarımızdandı (Sâffât: 100-111).
 
Hz. İbrâhim, rüyasında aldığı ilâhî buyruğu yerine getirmeye karar verip gerçekleştirmek üzereyken, bu tutumuyla Allah tarafından tabi tutulduğu büyük teslimiyet sınavını kazandığı için Allah Teâlâ, Cebrâil aracılığıyla iri bir koç göndererek oğlunun yerine bunu kurban etmesini istemiş, İbrâhim de öyle yapmıştır. İbrâhim (a.s.), yakılmayı göze alacak derecede tehlikelere göğüs gererek putperestlere karşı mücadele verdiği gibi evladını kurban etme buyruğuna da tereddütsüz boyun eğmiş; bu büyük özveriye karşı Yüce Allah hem onun ateşte yanmasını önlemiş hem de oğlunu ona bağışlamıştır.
 
“Hz. İbrâhîm'in kurban etmesi emredilen oğlu İshak mı yoksa İsmail miydi” konusu tartışılmıştır. Sahâbe döneminden beri her iki tespiti de savunanlar olmuştur.
Rivayetlere göre Hz. İbrâhîm oğlunu kurban etmek üzere Minâ'ya götürürken şeytan, insan suretinde çocuğun yanına gelmiş ve ona babasının niyetini açıklayarak isyan etmesini sağlamak istemiş, çocuk ise şeytana kanmamış, onu yanından uzaklaştırmak için taşlamıştır. İslâmî hac ibadetindeki şeytan taşlamanın böyle bir tarihi ve manası vardır. Terviye ve Arafe günlerinin, sa'yin ve kurbanın da yine Hz. İbrâhîm ve ailesinin örnek kulluk hayatlarının izlerini taşıdığı bilinmektedir.
 
Bu büyük imtihanın sebebi olarak şöyle bir nükte de ifade edilmiştir:
 
Hz. İbrâhîm Allah'ı sevdiğini söyleyip dururken çocuğuna da sevgi ile bakmış, Allah kendine mahsus sevginin paylaşılmasına razı olmadığı için bu büyük imtihanı uygulamış, sonunda Hz. İbrâhîm'in Rabbine olan sevgisinin özel ve ortaksız olduğu sabit olmuştur.
 
İslam'daki kurban ibadeti Kur'an ayetlerinden ziyade hadislere ve sünnete dayanmaktadır.
Kurban Bayramı'nda bu ibadetin vacip mi, sünnet mi olduğu da müctehidler tarafından tartışılmıştır. Ebu Hanîfe'nin mezhepte tercih edilen içtihadına göre seferî olmayan ve maddi durumu da müsait olan müminlerin kurban kesmeleri vacibdir. Başka birçok müçtehide göre ise bu ibadet kuvvetli (müekked) sünnetlerden biridir.
 
Sünnet olduğunu söyleyen müçtehitlerden bir kısmına göre kesmek, diğer kısmına göre ise bedelini yoksullara vermek daha uygundur (efdaldir).
Ümmet bu konuda ve diğer konulardaki farklı ictihadları İslam'ın içinde ve uygulanabilir ictihadlar olarak kabul etmiş, taassup ve tefrikadan kaçınmış, çokluk içinde birliği gerçekleştirmeye muvaffak olmuştur.
 
First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Ayasofya ...
............................................
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Faruk BEŞER
 Diyanet İşleri Başkanı olsaydım ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Resulü Yargılamak Kimin Haddine ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Harun GÖRMÜŞ
 Kurtlar Sofrasında Müslüman Kalabilmek ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Ömer YILDIZ
 Hasan Sabbah Haşişilik ve FETÖ ...
............................................
 Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Evlerimizi Namazgâh Edindik Mi? ...
............................................
 Yazar
 Muhammed CELİL
 Farklı olmak mı/ Fark etmek mi ? ...
............................................
 Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Davanın delisi gençlere ...
............................................
 Yazar
 Asiye TÜRKAN
 Bağımlılıkla mücadele ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Besin Zehirlenmeleri ...
............................................
 

Besin Alerjisi Olanlar İçin Yiyecekleri Test Eden Cihaz
30.07.2020

“Kırmızı et fiyatlarında sürekli artışın kök sebepleri ve Çözümler”
30.07.2020

1000’lerce yıl öteden gelen sağlık : ‘‘PROBİYOTİKLER’’
30.07.2020

İşte Her Gün Yumurta Yediğinizde…
30.07.2020

"Rize şekeri" üretimine başlanıyor..
30.07.2020

Neden islah edilmek isteniyor Siyez Buğdayı ?
30.07.2020

Kestane üretim miktarında 18,5’lik artış
30.07.2020

Solucan gübresine Çin ve İsrail’den talep
30.07.2020

Sakın tavukları öpmeyin!
30.07.2020

İşlenmiş meyve ve sebzede 1,5 milyar dolarlık ihracat
30.07.2020

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
Copyright © 2020 Helal Gıda Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.