SERTİFİKA MÜRACAATI EĞİTİM AKADEMİSİ MERAK ETTİKLERİNİZ
KURUMSAL

BELGELENDİRME
 
KURULLARIMIZ
 
İSTATİSTİKLER
Aktif Ziyaretçi 8 Kişi

Bugün 251 Kişi

Toplam Ziyaret 1.210.440  Kişi
 

"Okuyup Öğrenmek , Cehalet akıntısına karşı kürek çekmektir." S.ALIÇ

  KÜLTÜR KÖŞESİ MAKALELERİ 
   
Yazar Ünvanı Araştırmacı-Yazar
Yazar Hüseyin BÜLBÜL
 
 
 
Makale Tarihi :  5.09.2026
Arapların Çocuklarını Toprağa Gömmesinin Sebebi Nedir?

Soru: Kur’an da cahiliye Araplarının mallarından putlara pay ayırdıkları ifade ediliyor. Bildiği­miz kadarıyla putlar canlı olmayan taştan, tahtadan yontulmuş heykellerdir. Bu cansız varlıklar yemezler içmezler malı kullanacak güç ve iradeleri de yoktur. Bu durumu onlar da biliyorlardı. Putlarına ayırmış oldukları mallarla ne yapıyorlardı?

Aynı zamanda bu adamlar çocukları arasında ayrım yaparak erkek çocuklara çok değer veriyorlar, kız çocuklarına ise değer vermiyorlarmış. Hatta bazılarını diri-diri toprağa gömerek öldürüyorlarmış. Bu nasıl bir caniliktir /anlayıştır açıklar mısınız?

Cevap: İnsan Hak’tan ayrılınca geriye kalan sadece batıldır. Batılın genel karakteri ise mantıksızlık üzerine bina edilmiş olmasıdır. Bu nedenle her batılın kendi içinde tutarlı gibi görünen bir boyutu olsa bile genel mantık kurallarına ve genel geçer doğrulara /Hakka ve gerçeğe uygun bir nitelikte olması mümkün değildir. Hak ve Gerçek olan şey­ler üzerinde düşündükçe doğruluğu ve sağlamlığı pekişirken; batılın üzerinde düşündükçe yalan ve yanlışlığı ortaya çıkar, gerçekler ile olan alakasızlığı anlaşılır. Hak ile karşılaşınca da batıl yok olup gider. (İsra 17/81) Cahiliyenin neyi doğru ki bu anlayışı doğru olsun? İnanç ve anlayışları ilme, kesin bilgi­ye değil sadece zanna ve kuruntuya dayanmakta­dır. Zan ise gerçekten hiçbir şey ifade etmez.(Yunus 10/36) Elçinin getirmiş olduğu hakikat karşısındaki durumları kuru bir cedelden ibaretti. Allah Teâlâ on­lara meydan okuyarak elçisine şöyle vahyediyordu: “De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Yurdun (dünyanın) sonunun kimin lehine olduğunu yakında bileceksiniz. Gerçek şu ki, zalimler iflah olmazlar.”(Enam 6/134-135) Çünkü onlar:

“Allah’ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah’a pay ayırıp zanlarınca, bu Allah’a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza) dediler. Ortakları için ayrılan Allah’a ulaşmıyor, fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar?”(Enam 6/136) yapılan işin niteliği şöyle gerçekleşiyor: Allah için ayrılan pay, Allah ganidir mala ihtiyacı yoktur diye­rek Allah’ın payını da putlarınkine katıyorlar. Sonra da bu malın hepsini putçuluk için harcıyorlar. Bu­nunla da kalmayıp sapkın anlayışlarını daha da ileri götürüyorlardı:

“Ve böylece onların ortakları; ortak koşanlardan birçoğunu helake sürüklemek, dinlerini kar­makarışık etmek için; çocuklarını öldürmelerini hoş göstermiştir. Şayet Allah, dilemiş olsaydı; bunu yapamazlardı. Artık sen, onları uydurdukları o yalan­ları ile başbaşa bırak.” (Enam 6/137)

“Onlar saçma inançları uyarınca ‘Bu hay­vanlar ve ekinler dokunulmazdır. Bizim istediklerimizden başka hiç kimse onları yiyemez, bunlar da sırtlarına yük vurulması ve binilmesi yasak hayvanlardır’, dediler. Bazı hayvanları keserken de Allah’ın adını anmazlar, bunu yaparken ‘Allah’ın emri böyle­dir, diye O’na iftira ederler. Allah onları yaptıkları bu iftiralardan ötürü cezalandıracaktır.” (Enam 6/138)

Bunların düşüncelerinin temelsizliği ise şöyle ifade edilmektedir:

“Hiçbir bilgiye dayanmaksızın, aptalca evlatlarını öldürenler ve Allah’a iftira atarak O’nun verdiği rızıkları kendilerine yasaklayanlar, gerçekten hüs­rana uğramışlardır. Onlar kesinlikle sapıtmışlardır, doğru yola gelecekleri de yoktur.” (Enam 6/140)

“Onlar, haklarında hiçbir ciddi bilgiye sahip olmadıkları düzmece ilahlara kendilerine verdiğimiz rızıklardan pay ayırırlar.” (Nahl 16/56)

Bununla birlikte değersiz gördükleri şeyi Allah’a izafe ediyorlardı:

“Onlar, kızların Allah’a ait olduğunu iddia edi­yorlar. Hâşâ! Allah bundan münezzehtir. Beğendikleri de (erkek çocuklar) kendilerinin oluyor!!!” (Nahl 16/57)

Hâlbuki Allah’a izafe ettikleri kızlar hakkında­ki düşünceleri şöyle idi:

“Onlardan birine kız çocuğu olduğu müjde-si verildiğinde, üzüntüden yüzü simsiyah kesilir.” “Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dola­yı kavminden gizlenir. Onu, aşağılık duygusu için­de yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün! Bakın ki, verdikleri hüküm ne kadar kötüdür!” (Nahl16/58-59)

İşte Allah Teâlâ bu yapılan caniliğin yanlarına kalmayıp hesabının sorulacağını şöyle anlatıyor:

“Diri diri toprağa gömülen kıza, hangi günah sebebiyle öldürüldüğü sorulduğunda ,” “Amel def­terleri açıldığında,” “Gökyüzü sıyrılıp alındığında,” “Cehennem alevlendirildiğinde;” … ( insan oğlu bu gün/ hesap günü için kendisine ne hazırladığını gö­recektir.) (Tekvir 81/8-12)

Bu ayetler, o günün cahili anlayışlarını ve sonuçlarını hem onlar için hem de kıyamete kadar gelecek nesiller için açıklamaktadır. Allah adına uydurulan yalanların, atılan iftiraların hiçbir bilgi­ye dayanmadığını akledenlerin önüne koymaktadır. Buradan hareketle aynen o günün cahiliyesinin hay­vanlar ve ürünler hakkında kendi akıllarınca koymuş olduklarını Allah Teâlâ tanımıyor ve doğru olarak da kabul etmiyor. Bunları kendisine yapılan iftiralar ve isnat edilen yalanlar olarak nitelendiriyor.

Aslında hiçbir insana gerek kendi nefsi için, gerekse kendisi dışındaki tüm varlıklar için hüküm koyma yetkisi vermediğini; ancak insanın kul olarak yaratıldığını ve yaratanın kendisi hakkında koymuş oldu­ğu yasalara tabi olmak zorunda olduğunu açıklıyor: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Ben onlardan rızık istemi­yorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum. “ “Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.”(Zariyat 51/56-58)

“Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve O’na yaklaşmak için vesile arayın. O’nun yolunda cihad edin; umulur ki kurtuluşa erersiniz.” (Maide 5/35)

O gün onların putlarına ayırmış oldukları malları nasıl kullandıkları ile ilgili olarak şunları söy­lemek mümkündür:

Bir din varsa onun kendi adına icra ettiği ritüelleri de vardır. Yılın belli zamanlarında icra edi­len merasimler, yapılan etkinlikler, verilen şölenler, kesilen kurbanlar, yedirilen yemekler… ve benzeri İşlerde; ayrılan malları ve ürünleri kullanarak çe­şitli etkinlikler yapıyorlardı. Bununla putçuluk düzeninin devamı sağlanıyordu. Tüm batıl düşünceler, varlıklarını korumak ve devamlılıklarını sağlamak için buna ihtiyaçları vardır. Şirkin değişmeyen ilkesi budur. Bu günün şirk düzenleri de benzer şeyle­ri yapıyorlar. Her ülkenin, dinin, sistemin kendisi­ni sevdirmek, varlıklarını sürdürmek için milyarlar harcadıkları herkesin malumudur. İşte o günlerde de yapılan şey bunların aynısı idi. Sadece değişen; zaman, mekân ve şahıslardır. İnanç, amaç ve se­naryo hep aynıdır. Küresel sistem kabullendiği dini (demokrasiyi) ve ekonomik yapıyı (kapitalizmi) ko­rumak için neler yaptığını tüm insanlık görmektedir. Değiştirilen iktidarlar, yıkılan devletler, yağmalanan kaynaklar, çıkartılan savaşlar, yerel halkları kontrol etmek için her düzeyde yetiştirilen elemanlar, silahlı silahsız örgütler, bunların eliyle yollarını açmak için yaptırılan icraatlar, STK lar ile halkın nabzını tutmalar ve bunlar için gösterilen maddi ve manevi gayretlerin hepsi tezgâhlarını korumak ve varlıklarının devamını sağlamak için değil midir?

Cahiliyenin kızlar ve kız çocukları ile ilgili an­layış ise şöyle anlatılmaktadır: Müşrik Araplar Me­leklerin dişi olduğuna inanıyorlar ve diyorlardı ki, bunlar Allah’ın kızlarıdır. Aynı zamanda kendileri de kız çocuklarını değersiz görüyorlardı. O sebeple kızı olan kimse toplum içine çıkmaktan utanıyordu. Kendileri için utanç vesilesi olan kızları Allah’a izafe etmeleri daha da vahimdi… Bunun için şimdi sahip olduğu bu kız çocuğundan dolayı utana-utana top­lum içinde gezsin mi? Yoksa o kızını diri- diri topra­ğa mı gömsün?.. Nitekim Hz. Ömer (r.a.)bile böyle bir şeyi cahiliye döneminde yaptığını anlatmıştır. Bu dönemle ilgili olarak iki hatırasını anlatır: birini ha­tırladığım zaman çok üzülür rabbimden affetmesini dilerim. Diğerini hatırlayınca da yapmış olduğum bu anlamsız işten dolayı gülerim. Ağladığım şey küçü­cük bir yavrumu o cahiliye anlayışından dolayı di­ri-diri toprağa gömdüm. Diğeri ise deve güderken azık olarak helvadan put yapar, çölde ona tapardık. Acıkınca da onu yerdik. Yenilen bir şey nasıl ilah olur diye hiç düşünmezdik. Buna da gülüyorum der. İşte rabbimiz olan Allah, bütün bunları yaşayan ya­pan insanların hayat hikayelerini, hayata anlayışla­rını ve İlah tasavvurlarını gözümüzün önüne koya­rak düşünmemizi istiyor. Düşünmeyip omurilikten davranan kalabalıkları ise Allah Teala davarlara benzetiyor:

“Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun? Hayır, onlar hayvanlar gibidir, hatta onlar yolca daha da sapıktırlar.” (Furkan 25/44)


İşte söz dinlemeyen ve akletmeyen çağdaş cahiliye mensupları onlardan daha çılgınca işler yapmaya, kendini yaratanı hayatından uzaklaştıra-rak yokmuş gibi davranmaya, “özgürlük, çağdaşlık, cinsel tercih, daha çok demokrasi, daha çok laik­lik ve muasır medeniyeti yakalama adına yapılan işlerde birbirleriyle yarışmaktadırlar. Üzerinde bu­lundukları ahlak ve anlayış, yaşadıkları hayat ye­dinci asrın cahiliyesinden daha ileri bir boyuttadır. Hayat anlayışı, gelecek algısı ve ahiret kaygısından uzak sorumsuz bir yaşam sergilenmektedir. Şim­di bunlar burnunun ucundaki ölümü görüyor veya düşünüyorlar mı dersiniz? Onlar yaşayan ölülerdir. Ölenleri görmezler. Sıranın bir gün kendilerine de geleceğini düşünmezler. Öldükleri zaman anlarlar; ama o gün geriye dönüp geçmişi düzeltme şans­ları olmayacaktır!!!.. Akletmek öğüdü ve tecrübeyi başkaları üzerinden kazanmaktır. Acı gerçek kendi başınıza geldiği zaman öğüt almanın vakti geçmiş­tir!.. Temennimiz, “ölmeden evvel ölen” hayatını israf etmeyip iman ve salih amellerle değerlendiren kulların kervanına katılmaya layık olmaktır.

First Page Next Page 1 Previous Page Last Page Sayfa 1 / 1 -- Listelenen Sayfa Sayısı 1
 Prof.Dr.İlahiyatçı
 Hayreddin KARAMAN
 Tek başına bir ordu Ali Osman Emirosmanoğl ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Hüseyin BÜLBÜL
 Arapların Çocuklarını Toprağa Gömmesinin S ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Haydar ÖZTÜRK
 Tefsirin Serencamına Eleştirel Bir Bakış ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 OSMAN COŞKUN
 Kuran’sız Resul Resulsüz Kuran Hevesliler ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Muhammed CELİL
 Hem Seküler Hem Mü’min Olunur mu? ...
............................................
 Üni. Öğretim Üyesi
 Dr.Cahit KARAALP
 Tüm Peygamberlerin Ortak Mesleği "İnsan Ye ...
............................................
 Araştırmacı-Yazar
 Abdülaziz KIRANŞAL
 Çocuklarına söz dinletemeyen anne-babalara ...
............................................
 Aile Danışmanı
 Asiye Tanrıöver TÜRKAN
 Göz Aydınlığı Eşler ve Evlatlar ...
............................................
 Yönetim Kurulu Başk.
 Selahaddin ALIÇ
 Sağlığımız için Alüminyumdan Kaçın …! ...
............................................
 

Enerji içeceklerinin fazla tüketimi çocuklar için tehlike kaynağı
26.02.2022

Bilim insanlarından "kahve" araştırması: Ömrü uzatıyor
25.02.2022

Nadir görülen genetik bir hastalık: Progeria
23.02.2022

Ölüm anında insan beyninde neler oluyor?
23.02.2022

Antibiyotikler Tedavi Özelliğini Kaybediyor
22.02.2022

Gereksiz Aspirin Mide ve Beyin Kanamsı Nedeni
20.02.2022

Her 100 Kişiden Birinde Çölyak var.
20.02.2022

Çocukları Bekleyen Büyük Tehlike.
19.02.2022

Cilt Kreminde Civa Çıktı.
18.02.2022

Skandal ! Hamburgerde İnsan ve Fare DNA'sı bulundu.
15.02.2022

Tüm Haberler
Mail adresinizi ekleyin yeni faaliyetlerimizden anında haberdar olun.
  Kuruluş 2010 : Selahaddin ALIÇ Copyright © 2010-2021 Hedem Helal Denetim ve Sertifikalandırma Merkezi
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir. İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.